ZAFER ÖZCİVAN
Köşe Yazarı
ZAFER ÖZCİVAN
 

EURO BÖLGESİNDE YENİDEN BÜYÜME

Kasım ayı verileri, Euro Bölgesi ekonomisinin özellikle hizmetler sektörünün dayanıklılığı sayesinde genişleme sürecini sürdürdüğünü gösteriyor. Ancak görünüm tek boyutlu değil: zayıf imalat, artan girdi maliyetleri, dış talepteki kırılganlık ve küresel piyasalardaki satış dalgaları, büyümeyi giderek daha çok baskılıyor. Bir yanda iki yılı aşkın süredir görülen en güçlü büyüme temposu korunurken, diğer yanda ekonomik aktivitenin niteliği, sürdürülebilirliği ve enflasyon üzerindeki etkileri tartışma konusu olmaya devam ediyor. Hizmetlerin Dayanıklılığı Büyümeyi Taşıyor S&P Global’in yayımladığı kasım ayına ilişkin öncü veriler, Euro Bölgesi Bileşik PMI’ın 52,4 seviyesine hafif gerilediğini, ancak hâlâ büyüme bölgesinde güçlü bir şekilde kaldığını ortaya koydu. Hizmetler sektörü özellikle dikkat çekiyor: 53,1’e yükselen hizmet PMI’ı, Mayıs 2024’ten bu yana en güçlü genişlemeye işaret ederek beklentileri boşa çıkardı. Bu tablo, pandemi sonrası dönemde sıkça görülen bir eğilimi yeniden teyit ediyor: Avrupa ekonomisinin toparlanma kapasitesi daha çok hizmetlerin ivmesine bağlı. Turizm, finansal hizmetler, profesyonel işler ve ulaşım sektörleri, tüketici talebindeki görece istikrarla birlikte büyümeyi desteklemeye devam ediyor. Ancak büyümenin niteliği konusunda soru işaretleri mevcut. Hizmetlerdeki bu dayanıklılık, ekonominin genelini sürüklemeye yetse de imalattaki kan kaybı, büyümenin zemininin daraldığını işaret ediyor. İmalatta İvme Kaybı: Yapısal Bir Zayıflığın Yeni Perdesi Kasım ayında Euro Bölgesi imalat PMI’ı 49,7’ye gerileyerek yeniden daralma bölgesine indi ve son beş ayın en zayıf performansını ortaya koydu. Bu görünüm, Avrupa’nın küresel rekabet gücünde yaşadığı yapısal sıkıntıların yeni bir yansıması niteliğinde. Özellikle Alman imalatındaki enerji maliyetleri, küresel talebin zayıflığı ve Çin’in agresif fiyat rekabeti, sektörü izole bir sorun olmaktan çıkarıp bölgesel bir baskı unsuruna dönüştürüyor. Ayrıca kasım ayında yeni siparişlerin zayıflaması, ihracat siparişlerinin ikinci ayda da gerilemesi ve dış talebin kırılganlığı, imalatın toparlanma umudunu sınırlıyor. Bu durum, 2024’te başlayan kısmi iyileşme beklentilerinin şimdiden aşındığını gösteriyor. Enflasyonist Baskılar Girdi Maliyetlerinde Yeniden Yükseliyor Kasım verilerinde en dikkat çekici unsurlardan biri, girdi maliyetlerindeki keskin artış oldu. Hizmet sağlayıcılarda maliyet artışları hızlanırken, imalatta girdi enflasyonu son sekiz ayın zirvesine çıktı. Bunun arkasında iki temel dinamik bulunuyor: Artan elektrik maliyetleri, özellikle Almanya ve Hollanda gibi enerji yoğun ekonomileri olumsuz etkiliyor Yükselen gümrük tarifeleri, ithal girdiye bağımlı sektörlerde üretim maliyetlerini yukarı çekiyor. Ancak daha çarpıcı bir tablo da maliyet ile satış fiyatları arasındaki ayrışmada ortaya çıkıyor: Şirketler maliyet artışlarını fiyatlara yansıtamıyor. Satış fiyatları enflasyonu son bir yılın en yavaş seviyesine geriledi. Bu durum, özel sektörde marj sıkışmasını derinleştiriyor. Hamburg Commercial Bank Baş ekonomisti Dr. Cyrus de la Rubia’nın işaret ettiği gibi bu durum, özellikle hizmet sektöründeki maliyet enflasyonu hızlanırken kâr baskısını artırıyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) için tablo karmaşık: Artan girdi enflasyonu kötü haber, Ancak satış fiyatlarındaki ılımlı seyir para politikası açısından rahatlatıcı. Dolayısıyla piyasa beklentileri, aralık ayında faizlerde değişiklik olmayacağı yönünde. Almanya ve Fransa: Euro Bölgesi’nin İki Büyük Ekonomisinde Ayrışan Eğilimler Euro Bölgesi’nin lokomotifi Almanya, kasım ayında büyümeyi sürdürse de momentum kaybı belirginleşti. Bileşik PMI 52,1'e geriledi (ekimde 53,9). İmalat 48,4'e düştü; hizmetlerdeki yavaşlama ise momentum kaybını daha görünür hale getirdi. Yeni siparişlerdeki sert düşüş, Almanya ekonomisinin dördüncü çeyrekte marjinal bir büyüme ile yılı tamamlayabileceğine, hatta teknik durgunluk riskinin sürdüğüne işaret ediyor. Fransa ise uzun süredir görülen daralmanın ardından ilk kez istikrar sinyali verdi. Hizmetler PMI’ı 50,8 ile yeniden büyüme bölgesine geçti. Bileşik PMI 49,9’a yükseldi. Ancak imalat 47,8 ile hâlâ zayıf. Bu tablo, Euro Bölgesi'nin iki büyük ekonomisinin farklı hızlarda ilerlediğini, politikanın ise bu farklılıkları gözetmek zorunda kaldığını gösteriyor. Küresel Piyasalarda Sert Satışlar: Euro Bölgesi Baskıya Açık Ekonomik verilerdeki bu karmaşık görünümün yanında, küresel risk iştahındaki düşüş de Avrupa piyasalarını baskıladı. Fed’in aralık ayında faiz indirimi ihtimalinin yüzde 30’a düşmesi, satışları hızlandıran bir diğer faktör oldu. Buna eşlik eden VIX endeksindeki yüzde 11’lik sıçrama, yatırımcıların riskten hızlı şekilde kaçtığını gösteriyor. Avrupa borsaları da bu dalgadan payını aldı: Euro STOXX Banks Endeksi %1,3 düştü, özellikle ING Groep ve Deutsche Bank baskı gördü. DAX %1 geriledi, Siemens Energy ve Rheinmetall sert kayıplar yaşadı. Euro STOXX 50 %1’in üzerinde düştü, ASML’nin %6 kaybı endeksi aşağı itti. İtalya’da FTSE MIB %1,1 düşerken Leonardo Spa %6’ya yakın değer kaybetti. Fransa’nın CAC 40’ı nispeten dirençli kalsa da %0,5 gerilemekten kaçamadı. Bu tablo, Avrupa piyasalarının gerek küresel risk iştahındaki dalgalanmalara gerek içsel kırılganlıklara karşı yüksek duyarlılık taşıdığını bir kez daha ortaya koyuyor. Sonuç: Büyüme Var, Fakat Baskılar Daha Da Artıyor Kasım ayına ait veriler, Euro Bölgesi için aynı anda hem umut verici hem tedirginlik yaratan bir resim çiziyor: Hizmetler güçlü, ancak imalat zayıf. Büyüme sürüyor, ancak yeni siparişlerdeki düşüş geleceği gölgeliyor. Maliyet enflasyonu tırmanıyor, fakat satış fiyatları baskılanıyor. Piyasalarda küresel risk iştahı zayıf, Avrupa şirketleri darbe alıyor. Tüm bu unsurlar bir arada değerlendirildiğinde, Euro Bölgesi ekonomisinin 2025’e kırılgan bir dengede girdiği görülüyor. Büyümenin devamı tamamen hizmetlerin taşıma kapasitesine, imalatın toparlanma ihtimaline ve küresel piyasalardaki sert dalgalanmaların ne kadar süreceğine bağlı olacak. ECB’nin aralık toplantısında faizleri değiştirmeme ihtimali güçlü olsa da 2025 boyunca para politikasının yönünü belirleyecek olan şey, hizmet maliyetlerindeki yükselişin enflasyon görünümüne etkisi ve imalatın zayıflığının ekonominin geneline yayılıp yayılmayacağı olacak.
Ekleme Tarihi: 24 Kasım 2025 -Pazartesi

EURO BÖLGESİNDE YENİDEN BÜYÜME

Kasım ayı verileri, Euro Bölgesi ekonomisinin özellikle hizmetler sektörünün dayanıklılığı sayesinde genişleme sürecini sürdürdüğünü gösteriyor. Ancak görünüm tek boyutlu değil: zayıf imalat, artan girdi maliyetleri, dış talepteki kırılganlık ve küresel piyasalardaki satış dalgaları, büyümeyi giderek daha çok baskılıyor. Bir yanda iki yılı aşkın süredir görülen en güçlü büyüme temposu korunurken, diğer yanda ekonomik aktivitenin niteliği, sürdürülebilirliği ve enflasyon üzerindeki etkileri tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Hizmetlerin Dayanıklılığı Büyümeyi Taşıyor
S&P Global’in yayımladığı kasım ayına ilişkin öncü veriler, Euro Bölgesi Bileşik PMI’ın 52,4 seviyesine hafif gerilediğini, ancak hâlâ büyüme bölgesinde güçlü bir şekilde kaldığını ortaya koydu. Hizmetler sektörü özellikle dikkat çekiyor: 53,1’e yükselen hizmet PMI’ı, Mayıs 2024’ten bu yana en güçlü genişlemeye işaret ederek beklentileri boşa çıkardı.
Bu tablo, pandemi sonrası dönemde sıkça görülen bir eğilimi yeniden teyit ediyor: Avrupa ekonomisinin toparlanma kapasitesi daha çok hizmetlerin ivmesine bağlı. Turizm, finansal hizmetler, profesyonel işler ve ulaşım sektörleri, tüketici talebindeki görece istikrarla birlikte büyümeyi desteklemeye devam ediyor.
Ancak büyümenin niteliği konusunda soru işaretleri mevcut. Hizmetlerdeki bu dayanıklılık, ekonominin genelini sürüklemeye yetse de imalattaki kan kaybı, büyümenin zemininin daraldığını işaret ediyor.
İmalatta İvme Kaybı: Yapısal Bir Zayıflığın Yeni Perdesi
Kasım ayında Euro Bölgesi imalat PMI’ı 49,7’ye gerileyerek yeniden daralma bölgesine indi ve son beş ayın en zayıf performansını ortaya koydu.
Bu görünüm, Avrupa’nın küresel rekabet gücünde yaşadığı yapısal sıkıntıların yeni bir yansıması niteliğinde. Özellikle Alman imalatındaki enerji maliyetleri, küresel talebin zayıflığı ve Çin’in agresif fiyat rekabeti, sektörü izole bir sorun olmaktan çıkarıp bölgesel bir baskı unsuruna dönüştürüyor.
Ayrıca kasım ayında yeni siparişlerin zayıflaması, ihracat siparişlerinin ikinci ayda da gerilemesi ve dış talebin kırılganlığı, imalatın toparlanma umudunu sınırlıyor. Bu durum, 2024’te başlayan kısmi iyileşme beklentilerinin şimdiden aşındığını gösteriyor.
Enflasyonist Baskılar Girdi Maliyetlerinde Yeniden Yükseliyor
Kasım verilerinde en dikkat çekici unsurlardan biri, girdi maliyetlerindeki keskin artış oldu. Hizmet sağlayıcılarda maliyet artışları hızlanırken, imalatta girdi enflasyonu son sekiz ayın zirvesine çıktı.
Bunun arkasında iki temel dinamik bulunuyor:
Artan elektrik maliyetleri, özellikle Almanya ve Hollanda gibi enerji yoğun ekonomileri olumsuz etkiliyor
Yükselen gümrük tarifeleri, ithal girdiye bağımlı sektörlerde üretim maliyetlerini yukarı çekiyor.
Ancak daha çarpıcı bir tablo da maliyet ile satış fiyatları arasındaki ayrışmada ortaya çıkıyor:
Şirketler maliyet artışlarını fiyatlara yansıtamıyor.
Satış fiyatları enflasyonu son bir yılın en yavaş seviyesine geriledi.
Bu durum, özel sektörde marj sıkışmasını derinleştiriyor. Hamburg Commercial Bank Baş ekonomisti Dr. Cyrus de la Rubia’nın işaret ettiği gibi bu durum, özellikle hizmet sektöründeki maliyet enflasyonu hızlanırken kâr baskısını artırıyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) için tablo karmaşık:
Artan girdi enflasyonu kötü haber,
Ancak satış fiyatlarındaki ılımlı seyir para politikası açısından rahatlatıcı.
Dolayısıyla piyasa beklentileri, aralık ayında faizlerde değişiklik olmayacağı yönünde.
Almanya ve Fransa: Euro Bölgesi’nin İki Büyük Ekonomisinde Ayrışan Eğilimler
Euro Bölgesi’nin lokomotifi Almanya, kasım ayında büyümeyi sürdürse de momentum kaybı belirginleşti.
Bileşik PMI 52,1'e geriledi (ekimde 53,9).
İmalat 48,4'e düştü; hizmetlerdeki yavaşlama ise momentum kaybını daha görünür hale getirdi.
Yeni siparişlerdeki sert düşüş, Almanya ekonomisinin dördüncü çeyrekte marjinal bir büyüme ile yılı tamamlayabileceğine, hatta teknik durgunluk riskinin sürdüğüne işaret ediyor.
Fransa ise uzun süredir görülen daralmanın ardından ilk kez istikrar sinyali verdi.
Hizmetler PMI’ı 50,8 ile yeniden büyüme bölgesine geçti.
Bileşik PMI 49,9’a yükseldi.
Ancak imalat 47,8 ile hâlâ zayıf.
Bu tablo, Euro Bölgesi'nin iki büyük ekonomisinin farklı hızlarda ilerlediğini, politikanın ise bu farklılıkları gözetmek zorunda kaldığını gösteriyor.
Küresel Piyasalarda Sert Satışlar: Euro Bölgesi Baskıya Açık
Ekonomik verilerdeki bu karmaşık görünümün yanında, küresel risk iştahındaki düşüş de Avrupa piyasalarını baskıladı.
Fed’in aralık ayında faiz indirimi ihtimalinin yüzde 30’a düşmesi, satışları hızlandıran bir diğer faktör oldu. Buna eşlik eden VIX endeksindeki yüzde 11’lik sıçrama, yatırımcıların riskten hızlı şekilde kaçtığını gösteriyor.
Avrupa borsaları da bu dalgadan payını aldı:
Euro STOXX Banks Endeksi %1,3 düştü, özellikle ING Groep ve Deutsche Bank baskı gördü.
DAX %1 geriledi, Siemens Energy ve Rheinmetall sert kayıplar yaşadı.
Euro STOXX 50 %1’in üzerinde düştü, ASML’nin %6 kaybı endeksi aşağı itti.
İtalya’da FTSE MIB %1,1 düşerken Leonardo Spa %6’ya yakın değer kaybetti.
Fransa’nın CAC 40’ı nispeten dirençli kalsa da %0,5 gerilemekten kaçamadı.
Bu tablo, Avrupa piyasalarının gerek küresel risk iştahındaki dalgalanmalara gerek içsel kırılganlıklara karşı yüksek duyarlılık taşıdığını bir kez daha ortaya koyuyor.
Sonuç: Büyüme Var, Fakat Baskılar Daha Da Artıyor
Kasım ayına ait veriler, Euro Bölgesi için aynı anda hem umut verici hem tedirginlik yaratan bir resim çiziyor:
Hizmetler güçlü, ancak imalat zayıf.
Büyüme sürüyor, ancak yeni siparişlerdeki düşüş geleceği gölgeliyor.
Maliyet enflasyonu tırmanıyor, fakat satış fiyatları baskılanıyor.
Piyasalarda küresel risk iştahı zayıf, Avrupa şirketleri darbe alıyor.
Tüm bu unsurlar bir arada değerlendirildiğinde, Euro Bölgesi ekonomisinin 2025’e kırılgan bir dengede girdiği görülüyor. Büyümenin devamı tamamen hizmetlerin taşıma kapasitesine, imalatın toparlanma ihtimaline ve küresel piyasalardaki sert dalgalanmaların ne kadar süreceğine bağlı olacak.
ECB’nin aralık toplantısında faizleri değiştirmeme ihtimali güçlü olsa da 2025 boyunca para politikasının yönünü belirleyecek olan şey, hizmet maliyetlerindeki yükselişin enflasyon görünümüne etkisi ve imalatın zayıflığının ekonominin geneline yayılıp yayılmayacağı olacak.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.