2025 yılının son ayına girilirken Türkiye ekonomisi hem iç hem de dış dinamiklerin etkisiyle çok katmanlı bir görünüm sergiliyor. Aralık ayı, bir yandan yıl boyunca uygulanan ekonomi politikalarının ilk sonuçlarının daha net görüldüğü, diğer yandan 2026’ya ilişkin beklentilerin şekillenmeye başladığı bir eşik niteliği taşıyor. Enflasyonla mücadele, büyüme kompozisyonu, istihdam piyasası ve finansal koşullar arasındaki hassas denge, ekonomi gündeminin ana eksenini oluşturmaya devam ediyor.
Enflasyon: Yavaşlama Var, Rahatlama Yok
Aralık ayı itibarıyla enflasyon cephesinde gözlenen tablo, “kontrollü yavaşlama” olarak tanımlanabilir. Yılın ikinci yarısında sıkı para politikasının etkilerinin daha görünür hale gelmesiyle birlikte aylık fiyat artış hızında belirgin bir gerileme yaşansa da enflasyon hâlâ hane halkı ve firmalar açısından temel sorun olmaya devam ediyor. Özellikle gıda, kira ve hizmetler grubunda fiyat katılıkları sürerken, çekirdek enflasyon göstergeleri de temkinli iyimserliği zorunlu kılıyor.
Enerji fiyatlarındaki küresel dalgalanma, döviz kuru geçişkenliği ve ücret ayarlamalarının yarattığı baskı, aralık ayında da fiyat istikrarı hedefinin ne kadar zorlu bir patika olduğunu ortaya koyuyor. Enflasyonda yön aşağı doğru olsa bile, bu sürecin kalıcı olması için beklentilerin güçlü biçimde çıpalanması gerektiği her kesim tarafından kabul ediliyor.
Para Politikası: Sıkılık Korunuyor
Merkez Bankası, aralık ayında da “temkinli sıkılık” duruşunu muhafaza ediyor. Politika faizinde hızlı artışların yerini, daha çok mevcut seviyelerin korunması ve finansal koşulların sıkı tutulması yaklaşımı almış durumda. Bu strateji, bir yandan enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı verirken, diğer yandan reel sektör üzerindeki baskının daha fazla artmamasını hedefliyor.
Kredi büyümesindeki yavaşlama, iç talebin kontrollü biçimde soğutulduğunu gösterirken; mevduat faizlerindeki yüksek seviye, tasarruf eğilimini destekliyor. Ancak yüksek finansman maliyetleri, özellikle KOBİ’ler ve yatırım iştahı açısından önemli bir sınama alanı yaratıyor. Aralık ayı, para politikasında “bekle-gör” döneminin belirginleştiği bir zaman dilimi olarak öne çıkıyor.
Büyüme: Hız Kesti, Yön Değiştiriyor
2025’in son çeyreğine girerken ekonomik büyüme ivmesinde belirgin bir yavaşlama dikkat çekiyor. İç talep kaynaklı büyüme modeli yerini, daha dengeli ve ihracat odaklı bir yapıya bırakmaya çalışıyor. Ancak küresel ekonomideki durgunluk sinyalleri, bu geçişi kolaylaştırmıyor.
Sanayi üretimi aralık ayında dalgalı bir seyir izlerken, özellikle ara malı ve sermaye malı üretimindeki zayıflık yatırım iştahındaki kırılganlığı yansıtıyor. Hizmetler sektörü ise görece daha dirençli bir görünüm sergiliyor; turizm, lojistik ve bazı profesyonel hizmet alanları büyümeyi ayakta tutan unsurlar arasında yer alıyor. Buna karşın, inşaat ve dayanıklı tüketim mallarında gözlenen durgunluk, iç talep tarafındaki soğumanın en net göstergelerinden biri.
İstihdam: Nicelik Var, Nitelik Sorunu Sürüyor
İşgücü piyasası, Aralık 2025 itibarıyla çelişkili sinyaller veriyor. İşsizlik oranı sınırlı artışlarla görece yatay bir seyir izlerken, istihdam artışının niteliği tartışma konusu olmaya devam ediyor. Hizmetler sektöründe yaratılan yeni istihdam, toplam rakamları desteklese de sanayi ve yüksek katma değerli alanlarda istenilen ivme yakalanabilmiş değil.
Genç işsizlik ve kadınların işgücüne katılımı, yapısal sorun alanları olarak öne çıkıyor. Ayrıca reel ücretlerdeki erime, çalışan kesimin satın alma gücünü zayıflatırken, kayıt dışı istihdam riski de yeniden gündeme geliyor. Aralık ayı verileri, istihdamda niceliksel iyileşmenin tek başına yeterli olmadığını, nitelikli ve verimli iş alanlarına duyulan ihtiyacın giderek arttığını gösteriyor.
Maliye Politikası: Disiplin Arayışı
2025’in son ayında maliye politikası cephesinde temel hedef, bütçe disiplininin korunması olarak şekilleniyor. Deprem harcamaları, sosyal transferler ve faiz giderleri bütçe üzerinde baskı yaratmaya devam ederken, gelir tarafında vergi tahsilatının seyri dikkatle izleniyor. Dolaylı vergilerin ağırlığı sürerken, bu durum enflasyonla mücadele açısından da ikili bir etki yaratıyor.
Aralık ayı, aynı zamanda 2026 bütçesine yönelik beklentilerin tartışıldığı bir dönem. Kamu harcamalarında daha seçici bir yaklaşım ve yatırım önceliklerinin yeniden tanımlanması gereği, ekonomi çevrelerinde sıkça dile getiriliyor. Maliye politikasının para politikasıyla uyumu, önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Dış Denge ve Finansman: Kırılgan İyileşme
Dış ticaret ve cari denge cephesinde aralık ayı, sınırlı ama kırılgan bir iyileşmeye işaret ediyor. İthalattaki yavaşlama, iç talepteki soğumanın doğal bir sonucu olarak cari açığı daraltırken; ihracat tarafında küresel talep zayıflığı belirleyici olmaya devam ediyor. Avrupa ekonomilerindeki durgunluk, Türkiye’nin ana ihracat pazarları üzerinde baskı yaratıyor.
Finansman tarafında ise portföy girişleri dalgalı bir seyir izliyor. Yüksek faiz ortamı kısa vadeli sermaye girişlerini teşvik etse de doğrudan yabancı yatırımların sınırlı kalması, uzun vadeli güven ihtiyacının sürdüğünü gösteriyor. Rezervlerdeki toparlanma çabası, aralık ayında da ekonomi yönetiminin öncelikleri arasında yer alıyor.
Hane halkı ve Güven: Temkinli Ruh Hali
Ekonomik güven endeksleri aralık ayında, belirgin bir iyimserlikten ziyade “temkinli bekleyiş” ruh halini yansıtıyor. Tüketici güveni düşük seviyelerde seyrini sürdürürken, firmaların beklentileri sektörlere göre ayrışıyor. Yüksek belirsizlik ortamı, hane halkının harcama kararlarını ertelemesine, firmaların ise yatırım planlarını daha dikkatli yapmasına neden oluyor.
Asgari ücret, ücret artışları ve alım gücü tartışmaları, aralık ayının sosyal-ekonomik gündemini belirleyen başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Ekonomi, rakamların ötesinde, toplumsal algı ve beklentilerle de sınanıyor.
2026’ya Girerken Genel Değerlendirme
2025 Aralık ayı itibarıyla ortaya çıkan ekonomi panoraması, net bir toparlanmadan ziyade kırılgan bir dengeye işaret ediyor. Enflasyonla mücadelede atılan adımların etkisi görülmeye başlansa da bu kazanımların kalıcı hale gelmesi zaman alacak gibi görünüyor. Büyüme hız keserken, istihdam ve gelir dağılımı sorunları daha görünür hale geliyor.
Önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisinin temel sınavı, kısa vadeli istikrar ile uzun vadeli yapısal dönüşüm arasındaki dengeyi kurabilmek olacak. Aralık 2025, bu açıdan bir sonuç ayı olmaktan çok, 2026’ya taşınan soruların ve beklentilerin yoğunlaştığı bir geçiş dönemi olarak tarihe geçiyor.
Anasayfa
Yazarlar
ZAFER ÖZCİVAN
Yazı Detayı
Bu yazı 183 kez okundu.
2025 ARALIK AYI EKONOMİ PANORAMASI
2025 yılının son ayına girilirken Türkiye ekonomisi hem iç hem de dış dinamiklerin etkisiyle çok katmanlı bir görünüm sergiliyor. Aralık ayı, bir yandan yıl boyunca uygulanan ekonomi politikalarının ilk sonuçlarının daha net görüldüğü, diğer yandan 2026’ya ilişkin beklentilerin şekillenmeye başladığı bir eşik niteliği taşıyor. Enflasyonla mücadele, büyüme kompozisyonu, istihdam piyasası ve finansal koşullar arasındaki hassas denge, ekonomi gündeminin ana eksenini oluşturmaya devam ediyor.
Enflasyon: Yavaşlama Var, Rahatlama Yok
Aralık ayı itibarıyla enflasyon cephesinde gözlenen tablo, “kontrollü yavaşlama” olarak tanımlanabilir. Yılın ikinci yarısında sıkı para politikasının etkilerinin daha görünür hale gelmesiyle birlikte aylık fiyat artış hızında belirgin bir gerileme yaşansa da enflasyon hâlâ hane halkı ve firmalar açısından temel sorun olmaya devam ediyor. Özellikle gıda, kira ve hizmetler grubunda fiyat katılıkları sürerken, çekirdek enflasyon göstergeleri de temkinli iyimserliği zorunlu kılıyor.
Enerji fiyatlarındaki küresel dalgalanma, döviz kuru geçişkenliği ve ücret ayarlamalarının yarattığı baskı, aralık ayında da fiyat istikrarı hedefinin ne kadar zorlu bir patika olduğunu ortaya koyuyor. Enflasyonda yön aşağı doğru olsa bile, bu sürecin kalıcı olması için beklentilerin güçlü biçimde çıpalanması gerektiği her kesim tarafından kabul ediliyor.
Para Politikası: Sıkılık Korunuyor
Merkez Bankası, aralık ayında da “temkinli sıkılık” duruşunu muhafaza ediyor. Politika faizinde hızlı artışların yerini, daha çok mevcut seviyelerin korunması ve finansal koşulların sıkı tutulması yaklaşımı almış durumda. Bu strateji, bir yandan enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı verirken, diğer yandan reel sektör üzerindeki baskının daha fazla artmamasını hedefliyor.
Kredi büyümesindeki yavaşlama, iç talebin kontrollü biçimde soğutulduğunu gösterirken; mevduat faizlerindeki yüksek seviye, tasarruf eğilimini destekliyor. Ancak yüksek finansman maliyetleri, özellikle KOBİ’ler ve yatırım iştahı açısından önemli bir sınama alanı yaratıyor. Aralık ayı, para politikasında “bekle-gör” döneminin belirginleştiği bir zaman dilimi olarak öne çıkıyor.
Büyüme: Hız Kesti, Yön Değiştiriyor
2025’in son çeyreğine girerken ekonomik büyüme ivmesinde belirgin bir yavaşlama dikkat çekiyor. İç talep kaynaklı büyüme modeli yerini, daha dengeli ve ihracat odaklı bir yapıya bırakmaya çalışıyor. Ancak küresel ekonomideki durgunluk sinyalleri, bu geçişi kolaylaştırmıyor.
Sanayi üretimi aralık ayında dalgalı bir seyir izlerken, özellikle ara malı ve sermaye malı üretimindeki zayıflık yatırım iştahındaki kırılganlığı yansıtıyor. Hizmetler sektörü ise görece daha dirençli bir görünüm sergiliyor; turizm, lojistik ve bazı profesyonel hizmet alanları büyümeyi ayakta tutan unsurlar arasında yer alıyor. Buna karşın, inşaat ve dayanıklı tüketim mallarında gözlenen durgunluk, iç talep tarafındaki soğumanın en net göstergelerinden biri.
İstihdam: Nicelik Var, Nitelik Sorunu Sürüyor
İşgücü piyasası, Aralık 2025 itibarıyla çelişkili sinyaller veriyor. İşsizlik oranı sınırlı artışlarla görece yatay bir seyir izlerken, istihdam artışının niteliği tartışma konusu olmaya devam ediyor. Hizmetler sektöründe yaratılan yeni istihdam, toplam rakamları desteklese de sanayi ve yüksek katma değerli alanlarda istenilen ivme yakalanabilmiş değil.
Genç işsizlik ve kadınların işgücüne katılımı, yapısal sorun alanları olarak öne çıkıyor. Ayrıca reel ücretlerdeki erime, çalışan kesimin satın alma gücünü zayıflatırken, kayıt dışı istihdam riski de yeniden gündeme geliyor. Aralık ayı verileri, istihdamda niceliksel iyileşmenin tek başına yeterli olmadığını, nitelikli ve verimli iş alanlarına duyulan ihtiyacın giderek arttığını gösteriyor.
Maliye Politikası: Disiplin Arayışı
2025’in son ayında maliye politikası cephesinde temel hedef, bütçe disiplininin korunması olarak şekilleniyor. Deprem harcamaları, sosyal transferler ve faiz giderleri bütçe üzerinde baskı yaratmaya devam ederken, gelir tarafında vergi tahsilatının seyri dikkatle izleniyor. Dolaylı vergilerin ağırlığı sürerken, bu durum enflasyonla mücadele açısından da ikili bir etki yaratıyor.
Aralık ayı, aynı zamanda 2026 bütçesine yönelik beklentilerin tartışıldığı bir dönem. Kamu harcamalarında daha seçici bir yaklaşım ve yatırım önceliklerinin yeniden tanımlanması gereği, ekonomi çevrelerinde sıkça dile getiriliyor. Maliye politikasının para politikasıyla uyumu, önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Dış Denge ve Finansman: Kırılgan İyileşme
Dış ticaret ve cari denge cephesinde aralık ayı, sınırlı ama kırılgan bir iyileşmeye işaret ediyor. İthalattaki yavaşlama, iç talepteki soğumanın doğal bir sonucu olarak cari açığı daraltırken; ihracat tarafında küresel talep zayıflığı belirleyici olmaya devam ediyor. Avrupa ekonomilerindeki durgunluk, Türkiye’nin ana ihracat pazarları üzerinde baskı yaratıyor.
Finansman tarafında ise portföy girişleri dalgalı bir seyir izliyor. Yüksek faiz ortamı kısa vadeli sermaye girişlerini teşvik etse de doğrudan yabancı yatırımların sınırlı kalması, uzun vadeli güven ihtiyacının sürdüğünü gösteriyor. Rezervlerdeki toparlanma çabası, aralık ayında da ekonomi yönetiminin öncelikleri arasında yer alıyor.
Hane halkı ve Güven: Temkinli Ruh Hali
Ekonomik güven endeksleri aralık ayında, belirgin bir iyimserlikten ziyade “temkinli bekleyiş” ruh halini yansıtıyor. Tüketici güveni düşük seviyelerde seyrini sürdürürken, firmaların beklentileri sektörlere göre ayrışıyor. Yüksek belirsizlik ortamı, hane halkının harcama kararlarını ertelemesine, firmaların ise yatırım planlarını daha dikkatli yapmasına neden oluyor.
Asgari ücret, ücret artışları ve alım gücü tartışmaları, aralık ayının sosyal-ekonomik gündemini belirleyen başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Ekonomi, rakamların ötesinde, toplumsal algı ve beklentilerle de sınanıyor.
2026’ya Girerken Genel Değerlendirme
2025 Aralık ayı itibarıyla ortaya çıkan ekonomi panoraması, net bir toparlanmadan ziyade kırılgan bir dengeye işaret ediyor. Enflasyonla mücadelede atılan adımların etkisi görülmeye başlansa da bu kazanımların kalıcı hale gelmesi zaman alacak gibi görünüyor. Büyüme hız keserken, istihdam ve gelir dağılımı sorunları daha görünür hale geliyor.
Önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisinin temel sınavı, kısa vadeli istikrar ile uzun vadeli yapısal dönüşüm arasındaki dengeyi kurabilmek olacak. Aralık 2025, bu açıdan bir sonuç ayı olmaktan çok, 2026’ya taşınan soruların ve beklentilerin yoğunlaştığı bir geçiş dönemi olarak tarihe geçiyor.
Ekleme
Tarihi: 31 Aralık 2025 -Çarşamba
2025 ARALIK AYI EKONOMİ PANORAMASI
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
