Erol AYDIN
Köşe Yazarı
Erol AYDIN
 

SAHİ, SAMİMİYET NEDİR?

Yüce dinimizi çok farklı şekilde ve değişik kavramlarla tanımlamak mümkündür. Bunlardan birisi de “Din Samimiyettir” şeklinde bir açılımdır. Bunu İslâm literatürüne uygun şekilde izah etmeye gayret edeceğim. Öncelikle samimiyeti; doğallık, içtenlik, açıklık, şeffaflık, dürüstlük ve gönüldaşlık olarak tarif etmek yanlış olmayacaktır. Bunun da değişik kategori ve kademeleri vardır. Şimdi bunları tek tek irdeleyerek meramımızı en sarih şekilde ifade etmeye çalışalım. Öncelikle Allah’a karşı samimi olmak durumundayız. Dolayısıyla bir kul olmanın bilinciyle bizden beklentileri eksiksiz yerine getirmek Yüce Yaradan’a karşı samimi bir tutum olacaktır. Haramlar belli, helâller belli bu çerçevede hareket ettiğimiz sürece sıkıntı olmayacaktır. İyi bir kul, faydalı ve yararlı bir insan olmak bu durumda yeter de artar bile, daha fazlasına ihtiyaç yoktur. Daha sonra yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’e karşı samimi olmalıyız. Dinimiz, “Kur’an’ın ipine sımsıkı sarılın!” diye bir telkinde bulunmaktadır. Bu, kitabımızı kucaklayarak sımsıkı tutmak, atlas kılıflarla duvara asmak, başımızın üstünde taşımak hiç değildir! Bu, hayatımızı Kur’an istikametinde idame ettirmek, onun çizgisinde hareket etmek demektir. Sadece camide değil, cami dışında da hayatın her alanında kitap çerçevesinde hareket etmek, Kur’an için samimiyet olacaktır. Sırada, Peygamberimize (sav) karşı samimi olmalıyız. O’nun örnek hayatını kendimize rehber olarak almamız elzemdir. Hayatın her alanında yapmış olduğu her türlü davranış ve eylem bizim için sarsılmaz birer örnektir. Aynı zamanda sünnet olarak bunları kendimize referans aldığımız da her şey çok daha güzel olacaktır. Bütün kâinatın onun yüzü suyu hürmetine yaratıldığını düşündüğümüz de zaten her şey süt liman olacaktır. Hiçbir şüpheye yer vermeden tam teslimiyet aynı zamanda samimiyetin zirvesi olacaktır. Akabinde topluma karşı samimi olmak durumundayız. İnsan, sosyal bir varlık olarak bir toplumda yaşadığı için onun kural ve kaidelerine uymak sosyal barış adına da kaçınılmazdır. Nifaktan uzak, nizadan azade, komplodan arınmış bir şekilde bir anlayış mutlu ve mesut bir yaşam için de gerekli olacaktır. Toplumun menfaatini kendi çıkarlarımızın üstünde tutmak aslında topluma karşı samimiyetin de Nirvana’sı olacaktır. Bu arada kendimize karşı da samimi olmak olmazsa olmazdır. Kendimizi sürekli yenilemek, kendimizi gerçekleştirmek ve de sürekli tekâmül ile mükemmele ulaşma yolunda gayret sarf etmek de kendimize karşı samimiyet olacaktır. Tarafsız, objektif, açık ve yalın bir şekilde özeleştiri yapmakta yine bu yolda atılmış önemli bir adım olacaktır. Kısaca önce “Kendimize iğneyi, sonra da başkalarına çuvaldızı batırmak” meselenin özeti olacaktır. Sonuç olarak; samimiyet kulağa hoş gelse de uygulaması çok kolay değildir. Yukarıda saydığımız bütün merhaleleri başarılı bir şekilde gerçekleştirmek durumunda insan olarak artık “Eşref-i mahlûkat” seviyesini yakalamış oluruz. Bu ise bütün dertlerimiz için ilaç mesabesindedir. Samimiyeti kendine şiâr edinenlere selam olsun. Esenlik dileklerimle, Erol Aydın
Ekleme Tarihi: 16 Mart 2026 -Pazartesi

SAHİ, SAMİMİYET NEDİR?

Yüce dinimizi çok farklı şekilde ve değişik kavramlarla tanımlamak mümkündür. Bunlardan birisi de “Din Samimiyettir” şeklinde bir açılımdır. Bunu İslâm literatürüne uygun şekilde izah etmeye gayret edeceğim.

Öncelikle samimiyeti; doğallık, içtenlik, açıklık, şeffaflık, dürüstlük ve gönüldaşlık olarak tarif etmek yanlış olmayacaktır. Bunun da değişik kategori ve kademeleri vardır. Şimdi bunları tek tek irdeleyerek meramımızı en sarih şekilde ifade etmeye çalışalım.

Öncelikle Allah’a karşı samimi olmak durumundayız. Dolayısıyla bir kul olmanın bilinciyle bizden beklentileri eksiksiz yerine getirmek Yüce Yaradan’a karşı samimi bir tutum olacaktır. Haramlar belli, helâller belli bu çerçevede hareket ettiğimiz sürece sıkıntı olmayacaktır. İyi bir kul, faydalı ve yararlı bir insan olmak bu durumda yeter de artar bile, daha fazlasına ihtiyaç yoktur.

Daha sonra yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’e karşı samimi olmalıyız. Dinimiz, “Kur’an’ın ipine sımsıkı sarılın!” diye bir telkinde bulunmaktadır. Bu, kitabımızı kucaklayarak sımsıkı tutmak, atlas kılıflarla duvara asmak, başımızın üstünde taşımak hiç değildir! Bu, hayatımızı Kur’an istikametinde idame ettirmek, onun çizgisinde hareket etmek demektir. Sadece camide değil, cami dışında da hayatın her alanında kitap çerçevesinde hareket etmek, Kur’an için samimiyet olacaktır.

Sırada, Peygamberimize (sav) karşı samimi olmalıyız. O’nun örnek hayatını kendimize rehber olarak almamız elzemdir. Hayatın her alanında yapmış olduğu her türlü davranış ve eylem bizim için sarsılmaz birer örnektir. Aynı zamanda sünnet olarak bunları kendimize referans aldığımız da her şey çok daha güzel olacaktır. Bütün kâinatın onun yüzü suyu hürmetine yaratıldığını düşündüğümüz de zaten her şey süt liman olacaktır. Hiçbir şüpheye yer vermeden tam teslimiyet aynı zamanda samimiyetin zirvesi olacaktır.

Akabinde topluma karşı samimi olmak durumundayız. İnsan, sosyal bir varlık olarak bir toplumda yaşadığı için onun kural ve kaidelerine uymak sosyal barış adına da kaçınılmazdır. Nifaktan uzak, nizadan azade, komplodan arınmış bir şekilde bir anlayış mutlu ve mesut bir yaşam için de gerekli olacaktır. Toplumun menfaatini kendi çıkarlarımızın üstünde tutmak aslında topluma karşı samimiyetin de Nirvana’sı olacaktır.

Bu arada kendimize karşı da samimi olmak olmazsa olmazdır. Kendimizi sürekli yenilemek, kendimizi gerçekleştirmek ve de sürekli tekâmül ile mükemmele ulaşma yolunda gayret sarf etmek de kendimize karşı samimiyet olacaktır. Tarafsız, objektif, açık ve yalın bir şekilde özeleştiri yapmakta yine bu yolda atılmış önemli bir adım olacaktır. Kısaca önce “Kendimize iğneyi, sonra da başkalarına çuvaldızı batırmak” meselenin özeti olacaktır.

Sonuç olarak; samimiyet kulağa hoş gelse de uygulaması çok kolay değildir. Yukarıda saydığımız bütün merhaleleri başarılı bir şekilde gerçekleştirmek durumunda insan olarak artık “Eşref-i mahlûkat” seviyesini yakalamış oluruz. Bu ise bütün dertlerimiz için ilaç mesabesindedir. Samimiyeti kendine şiâr edinenlere selam olsun.

Esenlik dileklerimle,

Erol Aydın

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.