Başlıktaki ifade aslında bir duadır. Dua deyip geçmemek gerekiyor. Manevi boyutunun ötesinde aynı zamanda evrene gönderilmiş bir enerji olduğu için önemlidir. Mana aleminde karşılığı olduğu ve karşılık bulacağı muhakkaktır. Kabul olmuyorsa da onda da mutlaka bir hayır ve hikmet vardır. Tam teslimiyet en makul ve rasyonel yol olacaktır.
Birey olarak etrafımızda birçok kalabalıklar içinde çoğu zaman yalnız kaldığımız doğrudur. Görünüş olarak herkes insan olsa da kalpleri bilmiyoruz dolayısıyla kabın içindeki sızıntı ile ancak kişiler hakkında fikir sahibi oluyoruz. Ağzını açtığında, oturup kalktığında, hal, hareket, tavır ve üslubu ile ilk intiba ortaya çıkmaktadır. Fıtrat olarak saf ve temiz bir şekilde geldiğimiz bu dünyada; aile, çevre, arkadaş, ortam, coğrafya ve de içinde bulunduğumuz şartlar bizi biz yapmaktadır. Burada mukadderat dediğimiz kader çizgisinin yanı sıra cüzi irademizle bazı şeyleri lehimize çevirme imkânı da mevcuttur. İnsan olmak ve insan kalmak aslında zor değildir fakat gayrete tabidir.
Rast gelmek, aslında yine rastgele oluşan bir durum değildir. Yine bizim yaşantımız çerçevesinde ortaya çıkan bir olaydır. Hayatımız boyunca birçok insanla karşılaşmamız yine tesadüf değil, belki de tevafuktur. Karşılaştığımız insanların iyi olması aslında bizim iyiliğimizden bağımsız değildir. Aslında çanağımıza doğradıklarımızın kaşığımızda gelmesinden ibarettir. O yüzden de hayat felsefemiz hep faydalı ve yararlı insan olmak üzerine kurulmalıdır. Bu durum iyilik yapıp denize atmak gibi düşünülebilir. Balığın bilmesine ihtiyaç yok, dolayısıyla mutlaka Hâlık bilecektir.
Günümüzde bütün değerlerin yozlaştığı bir ortamda en önemli konu güven olmaktadır. Her şeyin çıkar, menfaat ve madde üzerinden döndüğü bir dünyada insan olmak ve insan kalabilmek neredeyse nadir element hükmündedir. Ekonomide “Nedret Kanunu” ne ise günümüzde insan olmakta o oranda nadir bulunmaktadır. Nadir olan kıymetli ve değerli olduğu için de eğer çevrenizde halen daha insan kalabilmiş birisine rastlarsanız onu; pamuklara, ipeklere, kaftanlara, bohçalara ve de atlaslara sararak muhafaza edin. Çünkü bunların sayısı tahmininizden bile daha azdır. Bu tür insanlar “Kutup Yıldızı” gibidirler. Onları büyük kalabalıkların içinde bile kolayca tanırsınız.
Sonuç olarak; insan olmak ve insan kalabilmek günümüzde ateşten gömlek giymek gibidir. Az olan bu insanlara rastlamak en büyük dua olarak herkese nasip olacak bir durum değildir. Hepimizin, “İnsana rast gelesin!” diye dua edecek birisine ihtiyacımız günümüzde her zamankinden daha fazladır.
Esenlik dileklerimle,
Erol Aydın
