Ayfer Bilgin Erol
Köşe Yazarı
Ayfer Bilgin Erol
 

MUHASEBE MESLEĞİ DEVRE DIŞI MI BIRAKILIYOR ?

1 Genel Bilgiler ; Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğ kapsamında, 1 Ocak 2026'dan itibaren gerçek usulde vergilendirilecek mükelleflerin, kayıt ve beyanname verme gibi işlemlerinin yürütüldüğü Defter-Beyan Sistemi kapsamındaki işlemleri, bağlı oldukları meslek odaları ve birlikler tarafından da yapılabilecek. Öte yandan  ,8/9/2025 Tarihli Ve 10380 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile büyükşehir belediyesi olan illerde, bir önceki takvim yılının son günü itibarıyla TÜİK tarafından yayımlanmış son verilere göre nüfusu 30.000’i geçmeyen ilçeler hariç olmak üzere, Kararda belirtilen bir kısım faaliyetlerde bulunan mükelleflerin 1.1.2026 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilmeleri öngörülmüştür. 2 ) Kimler 01/01/2026 tarihinden itibaren gerçek usule geçecek ? Her türlü emtia imalatı, her türlü emtia alım-satımı, inşaat ile ilgili her türlü işler, motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım işleri şehir içi yolcu taşımacılığı ile uğraşanlarla lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini ve/veya eğlence ve istirahat yerlerini büyükşehir belediyesi olan illerde işletenlerden, bir önceki takvim yılının son günü itibarıyla TÜİK’ce yayımlanmış son verilere göre nüfusu 30.000’i geçen ilçelerinde yapan basit usuldeki mükellefler, kazançları üzerinden 1.1.2026 tarihinden itibaren işletme hesabı esasında gelir vergisi ödeyeceklerdir. Bu mükelleflerin faaliyetleri de aynı zamanda KDV Kanunu kapsamında olacaktır. Yukarıdaki kapsam içerisinde yer alan mükelleflerin artık defter-beyan sistemi içerisinde defter tutmaları ve yeni mükellefiyetlerine göre vergi beyannamelerini vermeleri gerekecektir. 3 ) Gelir İdaresinin 584 Seri Nolu genel tebliğ neler getiriyor ? Gelir İdaresi Başkanlığı, bu aşamada belirsizlikleri gidermek ve/veya uygulamayı yönlendirmek bazı düzenlemeler yapmıştır.  Önce 584 sayılı VUK Genel Tebliği ile bu kapsamdaki mükelleflerin düzenlemek zorunda oldukları belgelerin basılması, dağıtılması ve izlenmesi konusunda, bu mükelleflerin kazançları basit usulde tespit edilirken bağlı oldukları oda ve birlikleri yetkilendirilmiştir. Tebliğe göre, söz konusu mükellefler, işletme hesabı esasına göre defter tuttukları süre zarfında da, düzenleyecekleri belgeleri, önceden olduğu gibi, bağlı oldukları oda veya birliklerden de temin edebileceklerdir.  Bu aşamada söz konusu mükelleflerin, 3568 sayılı kanunun emredici hükümleri ve Gelir İdaresi Başkanlığının anılan Kanuna ilişkin önceki Genel Tebliğleri uyarınca defter-beyan sistemi kapsamında defterlerinin tutulması, beyannamelerini hazırlayarak mesleki imzaları ile verilebilmesi için özgür iradeleri ile bir SMMM ünvanlı meslek mensubu ile sözleşme yapması beklenirken Gelir İdaresi Başkanlığı bir sürpriz genel tebliğ yayınlamıştır. 13 Aralık günlü Resmi Gazete’de yayımlanan “Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 486)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair 586 Sıra No’lu Tebliğ” ile yukarıda aktardığımız şekilde 1.1.2026’dan itibaren gerçek usulde vergilendirilecek olan mükelleflerin, yapmaları gereken işlemlerinin, işletme hesabı esasına göre defter tuttukları süre zarfında, söz konusu mükelleflerin bağlı oldukları meslek odaları/birlikler tarafından da yapılabileceği açıklanmıştır. Bu genel tebliğ ile üyeleri adına işlem yapacak söz konusu meslek odalarında/birliklerde 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış yeterli sayıda meslek mensubunun çalıştırılması, ya da bunun mümkün olmadığı durumlarda söz konusu işlemlerin odada/birlikte çalışmayan meslek mensuplarının gözetiminde yapılması gerektiği de açıklanmıştır. 4 ) Meslek odaları üyelerinin defterlerini tutamaz ; Bu tebliğ ile çeşitli meslek odaları/birlikleri üyeleri adına beyanname gönderme konusunda aracılık yapma yetkisine kavuşmaktadırlar. Buna göre; odalar ile üyeleri arasında defter tutma, gelir-gider kaydını yapma, beyannamelerini gönderme, sistem içerisindeki diğer işlemleri yapma, bu işlemler karşılığında düzlenecek tahakkuk fişi, ihbarname gibi belgeleri elektronik ortamda teslim alma konusunda sözleşme yapılacaktır. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bu genel tebliğ ile söz konusu meslek odalarını/birliklerini vergisel yükümlülükler konusunda görevlendirme ve/veya aracı kılabilme konusunda düzenleme yapma yetkisinin yasal dayanağını bulamadım. Zaten, bence, bu konuda idareyi düzenleme yapma konusunda yetkili kılan bir yasal düzenleme olsa idi, genel tebliğin hemen başında, yetki maddesi ile bu husus vurgulanırdı. Böyle bir vurgulama olmaması da düşüncemde haklı olduğum kanaati yaratıyor. 5 ) Muhasebe işini ancak 3568 sayılı yasaya göre Meslek Mensupları tutar ; İşletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak ve yüksek mesleki standartları gerçekleştirmek amacıyla kabul edilmiş bulunan 3568 sayılı Kanunun 2. maddesi ile; gerçek kişilerin ve işletmelerin defterlerini tutmak, bilanço, kar-zarar tablosu ve beyannameleri ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu olarak kabul edilmiştir. Mali müşavirlik ve muhasebecilik mesleğinin konusuna giren bu işleri yapmak konusunda ise serbest muhasebeci mali müşavir (SMMM) unvanına haiz kişiler tekel halinde yetkili kılınmışlardır. 3568 sayılı kanunun bu düzenlemeleri karşısında SMMM unvanına haiz olanlar dışında hiçbir kişi, kurum veya kuruluş, bu yetkileri kullanamaz, defterlere gelir-gider kaydı yapmak, beyanname vermek gibi konularda mükelleflerle sözleşme yapamaz. Yaparsa, sözleşmenin bir tarafı kendisini SMMM mevkiine koymuş olur. Oysa 586 sayılı Tebliğin 3 no’lu ekinde yer alan ve Odalarla mükellefler arasında imzalanması öngörülen tip sözleşme metni incelendiğinde odaların/birliklerin adeta birer SMMM gibi düşünüldüğü, hatta Odalar için beyannameye dayalı müteselsil sorumluluk ihdas edildiği görülmektedir. Sorumlulukların ancak kanunla ihdas edilebileceği, idari düzenlemelerle sorumluluk ihdas edilemeyeceği düzenlemesi bir yana, odaların, SMMM unvanının tekelindeki işleri taraf olarak üstlenmesi hukuken mümkün değildir. Nitekim tebliğin geçtiğimiz cumartesi yayınlanmış olması dolayısıyla TÜRMOB yetkililerince, 3568 sayılı Kanuna aykırılığına ilişkin olarak, şimdilik sadece sosyal medya üzerinden açıklama yapılmıştır. Bence geri çekilmesi gereken bu Genel Tebliğ’in TÜRMOB tarafından yargı platformuna da taşınacağını düşünüyorum. 6 ) Öte yandan İZSMMMO Başkanı Mehmet Kuzu'nun  16/12/2025 tarihli konu ile ilgili  basın açıklaması aşağıda olduğu gibidir : Vergi sistemimizin temel amaçlarından birisi, adil, şeffaf, izlenebilir, sürdürülebilir mali yapının tesis edilmesidir. Bu yapının güçlenmesi için basit usule tabi mükelleflerin gerçek usule geçirilmesinin gerekli olduğu meslek camiamız tarafından öteden beri ifade edilmiş ve bu yolda yapılan çalışmalar Birliğimizce desteklenmiştir. Gerçek usule geçiş, belge düzeni, defter tutma ve beyan sisteminin güçlenmesini sağlamakta; mali verilerin sağlıklı ve doğru üretilmesi, kamu gelirlerinin sürdürülebilirliği açısından önem arz etmektedir. Bu gereklilik ve önem nedeniyle 8/9/2025 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan ve nüfusu otuz bini geçen ilçelerde anılan kararnamede belirtilen faaliyetleri yürüten mükelleflerin 01/01/2026 tarihinden itibaren basit usulden çıkarak gerçek usulde vergilendirilmeleri kararlaştırılmıştır. Ne yazık ki, 13 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan 586 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile anılan kararname kapsamında 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilecek olan mükelleflerin, işletme hesabı esasına göre vergilendirildikleri süre zarfında defterlerinin bağlı oldukları meslek odaları/birlikler tarafından tutulmasına ve beyannamelerinin bu Odalar tarafından da gönderilebilmesine izin verilerek atılan olumlu adımların daha da gerisine gidilmesine sebebiyet verilmiştir. Hiçbir hukuki ve teknik gerekçe ile açıklanmayacak ve kendi içerisinde onlarca belirsizlik içeren hukuka aykırı bu yetkilendirmenin nasıl bir amaca hizmet ettiğini anlamak maalesef mümkün değildir. Ülkemizde, mevcut krizden çıkış için “kayıtdışılıkla mücadele” ve “bütçe disiplini” ihtiyacı ortadayken ve bu kapsamda birçok mükellef ağır vergisel ödevlere katlanmak zorunda kalırken, kayıtdışılığı körükleyecek ve vergi sistemimizde gedikler açacak bu nevi uygulamaların kamuoyunda yeterince tartışılmadan ve istişare edilmeden yürürlüğe sokulması, bu mücadeleleri ve çabaları anlamsızlaştırmaktadır. Muhasebe, finansal raporlama ve beyanname birbirinden ayrılamayacak bütünlüktedir. Muhasebe yapmak, mali tabloları hazırlamak, gerçek ve doğru mali verileri sağlamak, denetlemek, raporlamak ve beyanname vermek, dünyanın her yerinde olduğu gibi Ülkemizde de mali müşavirlerin işidir. Mali müşavirlik bütün bu konularda güvence veren, sorumluluk alan ve hesap veren meslektir. Hiçbir teknik bilgisi olmayan ve oy kaygısıyla hareket edebilecek olan esnaf odalarına veya birliklerine muhasebe ve vergi konusunda yetki verilmesi, aslında kapsama yeni alınan bu mükelleflerin Mali İdare karşısında başıboş ve denetimsiz bırakılması dışında hiçbir anlam ifade etmemektedir. Bu meslek odalarında mali müşavir çalıştırma şartı getirilmesi olayın hukuksuzluğunu ve ciddiyetsizliğini örtmeye yetmemektedir. Bu mükellef grubuna ayrıcalık tanınması vergide eşitlik ve adalet ilkesine aykırıdır. Bu durum, kayıtdışılığın artmasına, vergiye gönüllü uyumun azalmasına, vergi gelirlerinin azalmasına ve ayrı bir disiplin olan muhasebe ve denetim mesleğinin tahrif edilmesine neden olmaktadır. Bu ise; eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerinin yürütülmesi, emekliye zam yapılması, işçinin asgari ücretine Devlet desteği verilmesi gibi konularda bütçede yeterli kaynak bulunamamasının nedenleri arasına girecektir. 2026 Bütçesinin Mecliste tartışıldığı günlerde bu tebliğ tam bir garabet olmuştur. Bu sebeple, anılan düzenlemede hiçbir şekilde kamu yararı yoktur ve ülkesini seven her yurttaşın buna karşı durması gerekmektedir. ………………………………………………………………………………………………………………………….. …………………………………………………………………………………………………………………………. Üyelerine şirin gözükmek için Türk Vergi Sisteminin yerle bir edilmesini talep edenlerin ve karar vericileri yeteri kadar bilgilendirmeyip bu çarpıklığa izin verenlerin şu sorulara cevap vermesi  Ve belki de en acı soruyu şöyle sormak gerekmektedir. “Kamu İdaremiz, ne zaman her türlü mali politikayı sahada uygulayan muhasebe camiasının hayrına ve lehine bir işe imza atacaktır?” 7 Sonuç olarak ; 586 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile, 3568 sayılı Kanun uyarınca yalnızca serbest muhasebeci mali müşavirlere tanınmış olan defter tutma ve beyanname verme yetkilerinin, idari bir düzenleme ile meslek odaları ve birliklere devredilmesi hukuken mümkün değildir. Yetki ve sorumlulukların ancak kanunla düzenlenebileceği, tebliğler yoluyla yeni bir yetki alanı yaratılamayacağı hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucudur. Muhasebe faaliyeti, teknik bir kayıt işlemi olmanın ötesinde; mesleki sorumluluk, denetim ve hesap verebilirlik gerektiren bütünlüklü bir uzmanlık alanıdır. Bu bütünlüğün parçalanması, vergi güvenliğini zayıflatacak, kayıtdışılıkla mücadeleye ve vergide eşitlik ilkesine zarar verecektir.  
Ekleme Tarihi: 16 Aralık 2025 -Salı

MUHASEBE MESLEĞİ DEVRE DIŞI MI BIRAKILIYOR ?

1 Genel Bilgiler ;
Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğ kapsamında, 1 Ocak 2026'dan itibaren gerçek usulde vergilendirilecek mükelleflerin, kayıt ve beyanname verme gibi işlemlerinin yürütüldüğü Defter-Beyan Sistemi kapsamındaki işlemleri, bağlı oldukları meslek odaları ve birlikler tarafından da yapılabilecek. Öte yandan  ,8/9/2025 Tarihli Ve 10380 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile büyükşehir belediyesi olan illerde, bir önceki takvim yılının son günü itibarıyla TÜİK tarafından yayımlanmış son verilere göre nüfusu 30.000’i geçmeyen ilçeler hariç olmak üzere, Kararda belirtilen bir kısım faaliyetlerde bulunan mükelleflerin 1.1.2026 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilmeleri öngörülmüştür.
2 ) Kimler 01/01/2026 tarihinden itibaren gerçek usule geçecek ?
Her türlü emtia imalatı, her türlü emtia alım-satımı, inşaat ile ilgili her türlü işler, motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım işleri şehir içi yolcu taşımacılığı ile uğraşanlarla lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini ve/veya eğlence ve istirahat yerlerini büyükşehir belediyesi olan illerde işletenlerden, bir önceki takvim yılının son günü itibarıyla TÜİK’ce yayımlanmış son verilere göre nüfusu 30.000’i geçen ilçelerinde yapan basit usuldeki mükellefler, kazançları üzerinden 1.1.2026 tarihinden itibaren işletme hesabı esasında gelir vergisi ödeyeceklerdir. Bu mükelleflerin faaliyetleri de aynı zamanda KDV Kanunu kapsamında olacaktır. Yukarıdaki kapsam içerisinde yer alan mükelleflerin artık defter-beyan sistemi içerisinde defter tutmaları ve yeni mükellefiyetlerine göre vergi beyannamelerini vermeleri gerekecektir.
3 ) Gelir İdaresinin 584 Seri Nolu genel tebliğ neler getiriyor ?
Gelir İdaresi Başkanlığı, bu aşamada belirsizlikleri gidermek ve/veya uygulamayı yönlendirmek bazı düzenlemeler yapmıştır.  Önce 584 sayılı VUK Genel Tebliği ile bu kapsamdaki mükelleflerin düzenlemek zorunda oldukları belgelerin basılması, dağıtılması ve izlenmesi konusunda, bu mükelleflerin kazançları basit usulde tespit edilirken bağlı oldukları oda ve birlikleri yetkilendirilmiştir. Tebliğe göre, söz konusu mükellefler, işletme hesabı esasına göre defter tuttukları süre zarfında da, düzenleyecekleri belgeleri, önceden olduğu gibi, bağlı oldukları oda veya birliklerden de temin edebileceklerdir. 
Bu aşamada söz konusu mükelleflerin, 3568 sayılı kanunun emredici hükümleri ve Gelir İdaresi Başkanlığının anılan Kanuna ilişkin önceki Genel Tebliğleri uyarınca defter-beyan sistemi kapsamında defterlerinin tutulması, beyannamelerini hazırlayarak mesleki imzaları ile verilebilmesi için özgür iradeleri ile bir SMMM ünvanlı meslek mensubu ile sözleşme yapması beklenirken Gelir İdaresi Başkanlığı bir sürpriz genel tebliğ yayınlamıştır.
13 Aralık günlü Resmi Gazete’de yayımlanan “Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 486)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair 586 Sıra No’lu Tebliğ” ile yukarıda aktardığımız şekilde 1.1.2026’dan itibaren gerçek usulde vergilendirilecek olan mükelleflerin, yapmaları gereken işlemlerinin, işletme hesabı esasına göre defter tuttukları süre zarfında, söz konusu mükelleflerin bağlı oldukları meslek odaları/birlikler tarafından da yapılabileceği açıklanmıştır. Bu genel tebliğ ile üyeleri adına işlem yapacak söz konusu meslek odalarında/birliklerde 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış yeterli sayıda meslek mensubunun çalıştırılması, ya da bunun mümkün olmadığı durumlarda söz konusu işlemlerin odada/birlikte çalışmayan meslek mensuplarının gözetiminde yapılması gerektiği de açıklanmıştır.
4 ) Meslek odaları üyelerinin defterlerini tutamaz ;
Bu tebliğ ile çeşitli meslek odaları/birlikleri üyeleri adına beyanname gönderme konusunda aracılık yapma yetkisine kavuşmaktadırlar. Buna göre; odalar ile üyeleri arasında defter tutma, gelir-gider kaydını yapma, beyannamelerini gönderme, sistem içerisindeki diğer işlemleri yapma, bu işlemler karşılığında düzlenecek tahakkuk fişi, ihbarname gibi belgeleri elektronik ortamda teslim alma konusunda sözleşme yapılacaktır.
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bu genel tebliğ ile söz konusu meslek odalarını/birliklerini vergisel yükümlülükler konusunda görevlendirme ve/veya aracı kılabilme konusunda düzenleme yapma yetkisinin yasal dayanağını bulamadım. Zaten, bence, bu konuda idareyi düzenleme yapma konusunda yetkili kılan bir yasal düzenleme olsa idi, genel tebliğin hemen başında, yetki maddesi ile bu husus vurgulanırdı. Böyle bir vurgulama olmaması da düşüncemde haklı olduğum kanaati yaratıyor.
5 ) Muhasebe işini ancak 3568 sayılı yasaya göre Meslek Mensupları tutar ;
İşletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak ve yüksek mesleki standartları gerçekleştirmek amacıyla kabul edilmiş bulunan 3568 sayılı Kanunun 2. maddesi ile; gerçek kişilerin ve işletmelerin defterlerini tutmak, bilanço, kar-zarar tablosu ve beyannameleri ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu olarak kabul edilmiştir. Mali müşavirlik ve muhasebecilik mesleğinin konusuna giren bu işleri yapmak konusunda ise serbest muhasebeci mali müşavir (SMMM) unvanına haiz kişiler tekel halinde yetkili kılınmışlardır.
3568 sayılı kanunun bu düzenlemeleri karşısında SMMM unvanına haiz olanlar dışında hiçbir kişi, kurum veya kuruluş, bu yetkileri kullanamaz, defterlere gelir-gider kaydı yapmak, beyanname vermek gibi konularda mükelleflerle sözleşme yapamaz. Yaparsa, sözleşmenin bir tarafı kendisini SMMM mevkiine koymuş olur. Oysa 586 sayılı Tebliğin 3 no’lu ekinde yer alan ve Odalarla mükellefler arasında imzalanması öngörülen tip sözleşme metni incelendiğinde odaların/birliklerin adeta birer SMMM gibi düşünüldüğü, hatta Odalar için beyannameye dayalı müteselsil sorumluluk ihdas edildiği görülmektedir.
Sorumlulukların ancak kanunla ihdas edilebileceği, idari düzenlemelerle sorumluluk ihdas edilemeyeceği düzenlemesi bir yana, odaların, SMMM unvanının tekelindeki işleri taraf olarak üstlenmesi hukuken mümkün değildir.
Nitekim tebliğin geçtiğimiz cumartesi yayınlanmış olması dolayısıyla TÜRMOB yetkililerince, 3568 sayılı Kanuna aykırılığına ilişkin olarak, şimdilik sadece sosyal medya üzerinden açıklama yapılmıştır. Bence geri çekilmesi gereken bu Genel Tebliğ’in TÜRMOB tarafından yargı platformuna da taşınacağını düşünüyorum.
6 ) Öte yandan İZSMMMO Başkanı Mehmet Kuzu'nun  16/12/2025 tarihli konu ile ilgili  basın açıklaması aşağıda olduğu gibidir :
Vergi sistemimizin temel amaçlarından birisi, adil, şeffaf, izlenebilir, sürdürülebilir mali yapının tesis edilmesidir. Bu yapının güçlenmesi için basit usule tabi mükelleflerin gerçek usule geçirilmesinin gerekli olduğu meslek camiamız tarafından öteden beri ifade edilmiş ve bu yolda yapılan çalışmalar Birliğimizce desteklenmiştir. Gerçek usule geçiş, belge düzeni, defter tutma ve beyan sisteminin güçlenmesini sağlamakta; mali verilerin sağlıklı ve doğru üretilmesi, kamu gelirlerinin sürdürülebilirliği açısından önem arz etmektedir.
Bu gereklilik ve önem nedeniyle 8/9/2025 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan ve nüfusu otuz bini geçen ilçelerde anılan kararnamede belirtilen faaliyetleri yürüten mükelleflerin 01/01/2026 tarihinden itibaren basit usulden çıkarak gerçek usulde vergilendirilmeleri kararlaştırılmıştır.
Ne yazık ki, 13 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan 586 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile anılan kararname kapsamında 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilecek olan mükelleflerin, işletme hesabı esasına göre vergilendirildikleri süre zarfında defterlerinin bağlı oldukları meslek odaları/birlikler tarafından tutulmasına ve beyannamelerinin bu Odalar tarafından da gönderilebilmesine izin verilerek atılan olumlu adımların daha da gerisine gidilmesine sebebiyet verilmiştir.
Hiçbir hukuki ve teknik gerekçe ile açıklanmayacak ve kendi içerisinde onlarca belirsizlik içeren hukuka aykırı bu yetkilendirmenin nasıl bir amaca hizmet ettiğini anlamak maalesef mümkün değildir.
Ülkemizde, mevcut krizden çıkış için “kayıtdışılıkla mücadele” ve “bütçe disiplini” ihtiyacı ortadayken ve bu kapsamda birçok mükellef ağır vergisel ödevlere katlanmak zorunda kalırken, kayıtdışılığı körükleyecek ve vergi sistemimizde gedikler açacak bu nevi uygulamaların kamuoyunda yeterince tartışılmadan ve istişare edilmeden yürürlüğe sokulması, bu mücadeleleri ve çabaları anlamsızlaştırmaktadır.
Muhasebe, finansal raporlama ve beyanname birbirinden ayrılamayacak bütünlüktedir. Muhasebe yapmak, mali tabloları hazırlamak, gerçek ve doğru mali verileri sağlamak, denetlemek, raporlamak ve beyanname vermek, dünyanın her yerinde olduğu gibi Ülkemizde de mali müşavirlerin işidir. Mali müşavirlik bütün bu konularda güvence veren, sorumluluk alan ve hesap veren meslektir. Hiçbir teknik bilgisi olmayan ve oy kaygısıyla hareket edebilecek olan esnaf odalarına veya birliklerine muhasebe ve vergi konusunda yetki verilmesi, aslında kapsama yeni alınan bu mükelleflerin Mali İdare karşısında başıboş ve denetimsiz bırakılması dışında hiçbir anlam ifade etmemektedir. Bu meslek odalarında mali müşavir çalıştırma şartı getirilmesi olayın hukuksuzluğunu ve ciddiyetsizliğini örtmeye yetmemektedir.
Bu mükellef grubuna ayrıcalık tanınması vergide eşitlik ve adalet ilkesine aykırıdır. Bu durum, kayıtdışılığın artmasına, vergiye gönüllü uyumun azalmasına, vergi gelirlerinin azalmasına ve ayrı bir disiplin olan muhasebe ve denetim mesleğinin tahrif edilmesine neden olmaktadır. Bu ise; eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerinin yürütülmesi, emekliye zam yapılması, işçinin asgari ücretine Devlet desteği verilmesi gibi konularda bütçede yeterli kaynak bulunamamasının nedenleri arasına girecektir. 2026 Bütçesinin Mecliste tartışıldığı günlerde bu tebliğ tam bir garabet olmuştur. Bu sebeple, anılan düzenlemede hiçbir şekilde kamu yararı yoktur ve ülkesini seven her yurttaşın buna karşı durması gerekmektedir.
…………………………………………………………………………………………………………………………..
………………………………………………………………………………………………………………………….
Üyelerine şirin gözükmek için Türk Vergi Sisteminin yerle bir edilmesini talep edenlerin ve karar vericileri yeteri kadar bilgilendirmeyip bu çarpıklığa izin verenlerin şu sorulara cevap vermesi 
Ve belki de en acı soruyu şöyle sormak gerekmektedir. “Kamu İdaremiz, ne zaman her türlü mali politikayı sahada uygulayan muhasebe camiasının hayrına ve lehine bir işe imza atacaktır?”
7 Sonuç olarak ;
586 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile, 3568 sayılı Kanun uyarınca yalnızca serbest muhasebeci mali müşavirlere tanınmış olan defter tutma ve beyanname verme yetkilerinin, idari bir düzenleme ile meslek odaları ve birliklere devredilmesi hukuken mümkün değildir. Yetki ve sorumlulukların ancak kanunla düzenlenebileceği, tebliğler yoluyla yeni bir yetki alanı yaratılamayacağı hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucudur.
Muhasebe faaliyeti, teknik bir kayıt işlemi olmanın ötesinde; mesleki sorumluluk, denetim ve hesap verebilirlik gerektiren bütünlüklü bir uzmanlık alanıdır. Bu bütünlüğün parçalanması, vergi güvenliğini zayıflatacak, kayıtdışılıkla mücadeleye ve vergide eşitlik ilkesine zarar verecektir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.