MURAT UYGUN
Köşe Yazarı
MURAT UYGUN
 

Tavizsiz Duruş Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli İradesi

Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana bağımsızlığını, egemenliğini ve milli çıkarlarını koruma konusunda çelikten bir irade sergilemiştir. Tarih boyunca ağır bedeller ödeyerek kazanılan bu vatan toprağı ve hürriyet, hiçbir koşulda pazarlık konusu yapılamaz, yapılamayacaktır. Türkiye’nin dış politika ve güvenlik stratejileri, işte bu temel ve sarsılmaz ilke üzerine inşa edilmiştir. Müzakeresiz Alan Devletin bekası, ülkenin bütünlüğü ve milletin birliği, Türkiye Cumhuriyeti için kırmızı çizgilerin en başında yer alır. Bu alan, herhangi bir siyasi veya diplomatik manevraya kapalıdır.Kimden gelirse gelsin, hangi amaca hizmet ederse etsin, terör örgütlerine karşı yürütülen mücadele tavizsizdir. Sınırlarımızın güvenliği ve vatandaşlarımızın huzuru, uluslararası hukuktan doğan en doğal hakkımız kullanılarak, kararlılıkla sağlanmaktadır. Bu alanda "ama", "fakat" veya "koşul" kabul edilemez.Deniz yetki alanlarımızdaki haklarımız, uluslararası anlaşmalar ve teamüller çerçevesinde netleşmiştir. Doğu Akdeniz’deki ve Ege’deki egemenlik haklarımızdan geri adım atılması, Türkiye’nin denizlerdeki geleceğinden taviz vermek anlamına gelir ki, bu da milli irade ve beka açısından imkânsızdır.  Pusulamızın Şaşmaz Yönü Türkiye’nin dış politikası, geçici ittifaklar veya popülist söylemler yerine, uzun vadeli milli menfaatler ışığında şekillenmektedir. Denge ve Küresel ve bölgesel güç mücadelelerinde Türkiye, sadece kendi menfaatlerini esas alan bağımsız bir politika izlemektedir. Bu, ne tam bir teslimiyet ne de körü körüne bir karşı duruştur; aksine, gerektiğinde her aktörle diyalog kurabilen, ancak baskılara boyun eğmeyen onurlu bir duruştur.İslam Türkiye, sadece kendi sınırları içindeki huzuru değil, aynı zamanda gönül coğrafyasındaki ve tüm dünyadaki mazlumların da sesi olmaya devam edecektir. Bu insani ve vicdani sorumluluk, dış politikanın ahlaki boyutunu oluşturur ve bu duruştan vazgeçilmesi söz konusu değildir. İradeyi Kırmak Mümkün Değildir Türkiye Cumhuriyeti, zorlu coğrafyasında var olma mücadelesini başarıyla sürdüren, köklü bir devlet geleneğine sahiptir. Üzerimize kurulan her türlü oyun, dayatma ve baskı, tarihin farklı dönemlerinde olduğu gibi bugün de milletimizin ortak iradesiyle boşa çıkarılmaktadır. Unutulmamalıdır ki, bir devletin gücü sadece ekonomik ya da askeri kapasitesinden değil, aynı zamanda milli hedeflerine olan sarsılmaz bağlılığından gelir. Türkiye, kırmızı çizgilerini net bir şekilde belirlemiş, egemenlik haklarından ve onurlu duruşundan asla taviz vermeyecektir. Bu, bir siyasi tercihten öte, bir milletin varoluş beyanıdır.
Ekleme Tarihi: 13 Kasım 2025 -Perşembe

Tavizsiz Duruş Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli İradesi

Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana bağımsızlığını, egemenliğini ve milli çıkarlarını koruma konusunda çelikten bir irade sergilemiştir. Tarih boyunca ağır bedeller ödeyerek kazanılan bu vatan toprağı ve hürriyet, hiçbir koşulda pazarlık konusu yapılamaz, yapılamayacaktır. Türkiye’nin dış politika ve güvenlik stratejileri, işte bu temel ve sarsılmaz ilke üzerine inşa edilmiştir.
Müzakeresiz Alan
Devletin bekası, ülkenin bütünlüğü ve milletin birliği, Türkiye Cumhuriyeti için kırmızı çizgilerin en başında yer alır. Bu alan, herhangi bir siyasi veya diplomatik manevraya kapalıdır.Kimden gelirse gelsin, hangi amaca hizmet ederse etsin, terör örgütlerine karşı yürütülen mücadele tavizsizdir. Sınırlarımızın güvenliği ve vatandaşlarımızın huzuru, uluslararası hukuktan doğan en doğal hakkımız kullanılarak, kararlılıkla sağlanmaktadır. Bu alanda "ama", "fakat" veya "koşul" kabul edilemez.Deniz yetki alanlarımızdaki haklarımız, uluslararası anlaşmalar ve teamüller çerçevesinde netleşmiştir. Doğu Akdeniz’deki ve Ege’deki egemenlik haklarımızdan geri adım atılması, Türkiye’nin denizlerdeki geleceğinden taviz vermek anlamına gelir ki, bu da milli irade ve beka açısından imkânsızdır.
 Pusulamızın Şaşmaz Yönü
Türkiye’nin dış politikası, geçici ittifaklar veya popülist söylemler yerine, uzun vadeli milli menfaatler ışığında şekillenmektedir. Denge ve Küresel ve bölgesel güç mücadelelerinde Türkiye, sadece kendi menfaatlerini esas alan bağımsız bir politika izlemektedir. Bu, ne tam bir teslimiyet ne de körü körüne bir karşı duruştur; aksine, gerektiğinde her aktörle diyalog kurabilen, ancak baskılara boyun eğmeyen onurlu bir duruştur.İslam Türkiye, sadece kendi sınırları içindeki huzuru değil, aynı zamanda gönül coğrafyasındaki ve tüm dünyadaki mazlumların da sesi olmaya devam edecektir. Bu insani ve vicdani sorumluluk, dış politikanın ahlaki boyutunu oluşturur ve bu duruştan vazgeçilmesi söz konusu değildir. İradeyi Kırmak Mümkün Değildir
Türkiye Cumhuriyeti, zorlu coğrafyasında var olma mücadelesini başarıyla sürdüren, köklü bir devlet geleneğine sahiptir. Üzerimize kurulan her türlü oyun, dayatma ve baskı, tarihin farklı dönemlerinde olduğu gibi bugün de milletimizin ortak iradesiyle boşa çıkarılmaktadır.
Unutulmamalıdır ki, bir devletin gücü sadece ekonomik ya da askeri kapasitesinden değil, aynı zamanda milli hedeflerine olan sarsılmaz bağlılığından gelir. Türkiye, kırmızı çizgilerini net bir şekilde belirlemiş, egemenlik haklarından ve onurlu duruşundan asla taviz vermeyecektir. Bu, bir siyasi tercihten öte, bir milletin varoluş beyanıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.