Yorgunluk haritası iyileşmenin yolunu gösteriyor

SAĞLIK (BÜLTEN) - MAİL ADRESİMİZE GÖNDERİLEN HABERLER | 06.01.2026 - 11:02, Güncelleme: 06.01.2026 - 11:02 3417+ kez okundu.
 

Yorgunluk haritası iyileşmenin yolunu gösteriyor

Yorgunluk haritası nedir? Uzmanlar, nedeni bulunamayan yorgunluk, uykusuzluk ve kaygı şikâyetlerinde üç adımlı tedavi sürecini anlatıyor
Stres, kaygı, uykusuzluk ve sürekli halsizlik, modern yaşamın en yaygın şikâyetleri arasında yer alıyor. Tıbbi bir neden saptanamadığında ise bu tablo, kişinin yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürebiliyor. Uzmanlar, bu noktada “yorgunluk haritası” adı verilen bütüncül bir değerlendirme yaklaşımının iyileşmenin yolunu gösterdiğini vurguluyor. Yorgunluk şikâyetinin ardında ne var? Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, “Sürekli yorgunum” yakınmasıyla başvuran kişilerde ilk adımın nedenleri haritalamak olduğunu söylüyor. Ayrıntılı psikiyatrik görüşmelerde; Duygu durumu Kaygı düzeyi Uyku düzeni İş yaşamı Travma öyküsü Günlük stres faktörleri tek tek ele alınıyor. Elde edilen bu tabloya göre üç adımlı bir tedavi süreci planlanıyor. Uykusuzluk depresyonu tetikliyor Uyku kalitesi neden bu kadar önemli? Dr. Yaşar’a göre uykusuzluk, depresyon ve anksiyete gelişimi için en güçlü risk faktörlerinden biri. Bozulmuş uyku, depresyon riskini artırırken; depresyon da uykuya dalma güçlüğü ve sık uyanma gibi sorunlara yol açıyor. Telefon ışıkları, gece bildirimleri ve düzensiz uyku saatleri, dinlendirici uykuyu zorlaştırıyor. Kalitesiz uyku ise beynin dikkat, hafıza ve karar verme işlevlerini olumsuz etkileyerek “beyin sisi” hissine neden oluyor. Duygusal denge de bozuluyor Yetersiz uyku, yalnızca zihinsel değil duygusal dengeyi de etkiliyor. Kişi daha hassas, sinirli ve stresle baş etmekte zorlanır hâle geliyor. Bu durum zihinsel enerjinin hızla tükenmesine yol açarken bağışıklık sistemini de zayıflatıyor. Uzmanlar, kronik uykusuzluğun tedavi edilmediği durumlarda psikiyatrik sorunların daha dirençli hâle geldiğine dikkat çekiyor. Depresyon mu, tükenmişlik mi? Sınırlar giderek belirsizleşiyor Depresyon ve tükenmişlik sendromu arasındaki ayrımın her geçen gün zorlaştığını belirten Dr. Yaşar, iki durumun sıklıkla birlikte görülebildiğini ifade ediyor. Tükenmişlik çoğu zaman işle sınırlı kalırken, depresyonda yorgunluk ve isteksizlik hayatın tüm alanlarına yayılıyor. En az iki hafta süren çökkünlük, dikkat dağınıklığı ve işlev kaybı mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiriyor. Modern yaşam yorgunluğu artırıyor Yüksek performans beklentileri, iş–özel yaşam sınırlarının kaybolması, ekonomik belirsizlikler ve sosyal medyada sürekli karşılaştırma baskısı, özellikle gençlerde zihinsel tükenmeyi artırıyor. Uzun süren yorgunluk ve ruhsal belirtiler, göz ardı edilmemesi gereken bir uyarı olarak görülüyor. İlk adım: yorgunluğun haritasını çıkarmak Dr. Yaşar, kalıcı yorgunluk şikâyetinde yalnızca psikolojik değil, tıbbi nedenlerin de dışlanması gerektiğini vurguluyor. Anemi, tiroit bozuklukları, enfeksiyonlar ve vitamin eksiklikleri mutlaka değerlendirilmelidir. Tedavi sürecinde; Duygusal düzenleme Stresle baş etme Sınır koyma becerileri Uyku hijyeni Dijital detoks Fiziksel aktivite ön plana çıkıyor. Gerekli durumlarda uygun tıbbi tedaviler de planlanıyor.
Yorgunluk haritası nedir? Uzmanlar, nedeni bulunamayan yorgunluk, uykusuzluk ve kaygı şikâyetlerinde üç adımlı tedavi sürecini anlatıyor

Stres, kaygı, uykusuzluk ve sürekli halsizlik, modern yaşamın en yaygın şikâyetleri arasında yer alıyor. Tıbbi bir neden saptanamadığında ise bu tablo, kişinin yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürebiliyor. Uzmanlar, bu noktada “yorgunluk haritası” adı verilen bütüncül bir değerlendirme yaklaşımının iyileşmenin yolunu gösterdiğini vurguluyor.

Yorgunluk şikâyetinin ardında ne var?

Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, “Sürekli yorgunum” yakınmasıyla başvuran kişilerde ilk adımın nedenleri haritalamak olduğunu söylüyor.

Ayrıntılı psikiyatrik görüşmelerde;

Duygu durumu

Kaygı düzeyi

Uyku düzeni

İş yaşamı

Travma öyküsü

Günlük stres faktörleri

tek tek ele alınıyor. Elde edilen bu tabloya göre üç adımlı bir tedavi süreci planlanıyor.

Uykusuzluk depresyonu tetikliyor

Uyku kalitesi neden bu kadar önemli?

Dr. Yaşar’a göre uykusuzluk, depresyon ve anksiyete gelişimi için en güçlü risk faktörlerinden biri. Bozulmuş uyku, depresyon riskini artırırken; depresyon da uykuya dalma güçlüğü ve sık uyanma gibi sorunlara yol açıyor.

Telefon ışıkları, gece bildirimleri ve düzensiz uyku saatleri, dinlendirici uykuyu zorlaştırıyor. Kalitesiz uyku ise beynin dikkat, hafıza ve karar verme işlevlerini olumsuz etkileyerek “beyin sisi” hissine neden oluyor.

Duygusal denge de bozuluyor

Yetersiz uyku, yalnızca zihinsel değil duygusal dengeyi de etkiliyor. Kişi daha hassas, sinirli ve stresle baş etmekte zorlanır hâle geliyor. Bu durum zihinsel enerjinin hızla tükenmesine yol açarken bağışıklık sistemini de zayıflatıyor.

Uzmanlar, kronik uykusuzluğun tedavi edilmediği durumlarda psikiyatrik sorunların daha dirençli hâle geldiğine dikkat çekiyor.

Depresyon mu, tükenmişlik mi?

Sınırlar giderek belirsizleşiyor

Depresyon ve tükenmişlik sendromu arasındaki ayrımın her geçen gün zorlaştığını belirten Dr. Yaşar, iki durumun sıklıkla birlikte görülebildiğini ifade ediyor.

Tükenmişlik çoğu zaman işle sınırlı kalırken, depresyonda yorgunluk ve isteksizlik hayatın tüm alanlarına yayılıyor. En az iki hafta süren çökkünlük, dikkat dağınıklığı ve işlev kaybı mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiriyor.

Modern yaşam yorgunluğu artırıyor

Yüksek performans beklentileri, iş–özel yaşam sınırlarının kaybolması, ekonomik belirsizlikler ve sosyal medyada sürekli karşılaştırma baskısı, özellikle gençlerde zihinsel tükenmeyi artırıyor. Uzun süren yorgunluk ve ruhsal belirtiler, göz ardı edilmemesi gereken bir uyarı olarak görülüyor.

İlk adım: yorgunluğun haritasını çıkarmak

Dr. Yaşar, kalıcı yorgunluk şikâyetinde yalnızca psikolojik değil, tıbbi nedenlerin de dışlanması gerektiğini vurguluyor. Anemi, tiroit bozuklukları, enfeksiyonlar ve vitamin eksiklikleri mutlaka değerlendirilmelidir.

Tedavi sürecinde;

Duygusal düzenleme

Stresle baş etme

Sınır koyma becerileri

Uyku hijyeni

Dijital detoks

Fiziksel aktivite

ön plana çıkıyor. Gerekli durumlarda uygun tıbbi tedaviler de planlanıyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.