Toksik kişilikler ilişkilerde ciddi risk oluşturuyor uyarısı

SAĞLIK (HABER MERKEZİ ) - | 02.02.2026 - 13:36, Güncelleme: 02.02.2026 - 21:08 1926 kez okundu.
 

Toksik kişilikler ilişkilerde ciddi risk oluşturuyor uyarısı

Toksik kişilikler ve toksik ilişkiler konusunda açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, manipülasyon ve sınır koyamamanın ciddi ruhsal sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve toksik ilişkiler konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarhan, bireysel ilişkilerden aile yapısına ve toplumsal yaşama kadar birçok alanda etkili olan bu kişilik özelliklerinin ciddi psikolojik riskler barındırdığını ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, insan karakterindeki bazı özelliklerin ölçülü kullanıldığında fayda sağlayabileceğini, ancak kontrolsüz ve manipülatif hale geldiğinde zarar verici olabileceğini belirterek, “Yılanın zehri dozunda ilaç olur, fazlası öldürür. İnsan karakterinde de benzer bir durum söz konusudur” dedi. Toksik ilişkilerde genellikle manipülasyonun belirleyici unsur olduğunu vurgulayan Tarhan, bu tür ilişkilerde zorba ve kurban rollerinin ortaya çıktığını söyledi. Zorba kişilerin karşı taraf üzerinde baskı kurduğunu, bazı bireylerin bunu bilinçli şekilde, bazılarının ise karakter yapısı gereği farkında olmadan yaptığını dile getirdi. Toksik kişilikler empati yoksunluğuyla öne çıkıyor Kişilik bozukluklarına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, özellikle B tipi kişilikler olarak adlandırılan narsistik, antisosyal, histrionik ve paranoid kişilik bozukluklarının toksik ilişkilere zemin hazırladığını kaydetti. Bu kişiliklerin ortak özelliğinin empati eksikliği olduğunu belirten Tarhan, eleştiriye kapalı ve benmerkezci tutumların ilişkilerde ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti. Tarhan, narsistik kişilik, makyavelistlik ve antisosyal eğilimlerin bir araya gelmesiyle oluşan yapının “karanlık üçlü” olarak adlandırıldığını aktararak, bu kişilik özelliklerinin sınır konulmadığında çevresine zarar verdiğini söyledi. İnsan ilişkilerinde sınır koymanın, toksik davranışların yayılmasını önleyen temel bir mekanizma olduğunu vurguladı. Toksik kişiliklerle baş etmede “niyet analizi”nin önemine değinen Tarhan, manipülasyonun kasıtlı mı yoksa farkında olmadan mı yapıldığının ayırt edilmesi gerektiğini belirtti. Bu ayrımın, ilişkilerde izlenecek yöntemi belirlediğini dile getirdi. Aile içindeki toksik ilişkilerin ağır psikiyatrik tablolara yol açabileceğini ifade eden Tarhan, özellikle sınır koyamayan bireylerde depresyon ve tükenmişlik sendromunun sık görüldüğünü söyledi. Kültürel olarak fedakârlığın yüceltildiğini ancak kişinin kendi ruh sağlığını ihmal etmesinin kabul edilemeyeceğini kaydetti. Prof. Dr. Tarhan, toksik kişiliklerin farklı yöntemlerle karşı tarafı kontrol altına aldığını, kimi zaman övgüyle kimi zaman baskı ve şiddetle bağımlılık oluşturduğunu belirtti. Antisosyal kişiliklerin ise sosyal normlara uymakta zorlandığını ve şiddete daha yatkın olduğunu söyledi. İlişkilerde sessiz kalmanın en sık yapılan hatalardan biri olduğuna dikkat çeken Tarhan, sorunlar karşısında sağduyulu ve net sınırlar koymanın önemini vurguladı. Ego savaşlarının ilişkileri çıkmaza sürüklediğini belirten Tarhan, öfke anlarında sakin iletişimin daha etkili sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, toksik kişilik özelliklerinin çoğu zaman çocukluk dönemindeki yanlış yetiştirme tarzları ve travmalarla bağlantılı olduğunu belirterek, genetik yatkınlığın kader olmadığını, farkındalık ve doğru yöntemlerle değişimin mümkün olduğunu söyledi. Kaynak: habergündemim
Toksik kişilikler ve toksik ilişkiler konusunda açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, manipülasyon ve sınır koyamamanın ciddi ruhsal sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toksik kişilikler ve toksik ilişkiler konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarhan, bireysel ilişkilerden aile yapısına ve toplumsal yaşama kadar birçok alanda etkili olan bu kişilik özelliklerinin ciddi psikolojik riskler barındırdığını ifade etti.

Prof. Dr. Tarhan, insan karakterindeki bazı özelliklerin ölçülü kullanıldığında fayda sağlayabileceğini, ancak kontrolsüz ve manipülatif hale geldiğinde zarar verici olabileceğini belirterek, “Yılanın zehri dozunda ilaç olur, fazlası öldürür. İnsan karakterinde de benzer bir durum söz konusudur” dedi.

Toksik ilişkilerde genellikle manipülasyonun belirleyici unsur olduğunu vurgulayan Tarhan, bu tür ilişkilerde zorba ve kurban rollerinin ortaya çıktığını söyledi. Zorba kişilerin karşı taraf üzerinde baskı kurduğunu, bazı bireylerin bunu bilinçli şekilde, bazılarının ise karakter yapısı gereği farkında olmadan yaptığını dile getirdi.

Toksik kişilikler empati yoksunluğuyla öne çıkıyor

Kişilik bozukluklarına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, özellikle B tipi kişilikler olarak adlandırılan narsistik, antisosyal, histrionik ve paranoid kişilik bozukluklarının toksik ilişkilere zemin hazırladığını kaydetti. Bu kişiliklerin ortak özelliğinin empati eksikliği olduğunu belirten Tarhan, eleştiriye kapalı ve benmerkezci tutumların ilişkilerde ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti.

Tarhan, narsistik kişilik, makyavelistlik ve antisosyal eğilimlerin bir araya gelmesiyle oluşan yapının “karanlık üçlü” olarak adlandırıldığını aktararak, bu kişilik özelliklerinin sınır konulmadığında çevresine zarar verdiğini söyledi. İnsan ilişkilerinde sınır koymanın, toksik davranışların yayılmasını önleyen temel bir mekanizma olduğunu vurguladı.

Toksik kişiliklerle baş etmede “niyet analizi”nin önemine değinen Tarhan, manipülasyonun kasıtlı mı yoksa farkında olmadan mı yapıldığının ayırt edilmesi gerektiğini belirtti. Bu ayrımın, ilişkilerde izlenecek yöntemi belirlediğini dile getirdi.

Aile içindeki toksik ilişkilerin ağır psikiyatrik tablolara yol açabileceğini ifade eden Tarhan, özellikle sınır koyamayan bireylerde depresyon ve tükenmişlik sendromunun sık görüldüğünü söyledi. Kültürel olarak fedakârlığın yüceltildiğini ancak kişinin kendi ruh sağlığını ihmal etmesinin kabul edilemeyeceğini kaydetti.

Prof. Dr. Tarhan, toksik kişiliklerin farklı yöntemlerle karşı tarafı kontrol altına aldığını, kimi zaman övgüyle kimi zaman baskı ve şiddetle bağımlılık oluşturduğunu belirtti. Antisosyal kişiliklerin ise sosyal normlara uymakta zorlandığını ve şiddete daha yatkın olduğunu söyledi.

İlişkilerde sessiz kalmanın en sık yapılan hatalardan biri olduğuna dikkat çeken Tarhan, sorunlar karşısında sağduyulu ve net sınırlar koymanın önemini vurguladı. Ego savaşlarının ilişkileri çıkmaza sürüklediğini belirten Tarhan, öfke anlarında sakin iletişimin daha etkili sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Tarhan, toksik kişilik özelliklerinin çoğu zaman çocukluk dönemindeki yanlış yetiştirme tarzları ve travmalarla bağlantılı olduğunu belirterek, genetik yatkınlığın kader olmadığını, farkındalık ve doğru yöntemlerle değişimin mümkün olduğunu söyledi.

Kaynak: habergündemim

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.