Fehmi DEMİRBAĞ

Fehmi DEMİRBAĞ

[email protected]

ÇİZGİ ROMANLA ROL MODELLERİMİZİ GENÇLERİMİZE TANITALIM

26 Ağustos 2021 - 14:14

İçinde bulunduğumuz çağda görselliğin, özellikle de medya yoluyla günlük yaşamı kuşatan bir hakimiyeti söz konusudur. Bunun etkileri eğitime de yansımakta, görsel araç-gereçlerin derslerde kullanımı öğrenmenin ve dersin başarısını belirlemektedir. Eğitim uygulamalarındaki yeni yaklaşımlar, çoklu öğrenme ortamlarını zorunlu
kılmaktadır. Yalnızca ders kitaplarına dayanan öğrenme ortamları, derslerin tekdüze hale gelmesi tehlikesini barındırdığı gibi, öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarının karşılanmasına da katkıda bulunmamaktadır. Çizgi roman, metinle resmi iç içe geçirerek bütünlüklü bir anlatı haline getiren görsel bir medya aracı olduğundan – özellikle metin unsurunu da içinde barındırdığı ve bu yönüyle okuma anlama becerisine de seslendiği için – Türkçe
derslerinde ders malzemesi olarak kullanılmaya son derece uygun araçlardır. Tıpkı diğer metin türleri gibi çizgi romanlar da, derslerde çok farklı biçimlerde kullanılarak öğrencileri kapsamada çeşitli olanaklar sunarlar. Çizgi romanın özellikle Türkçe derslerinde, kitap okuma alışkanlığı kazandırılmasında etkileri tartışılmazdır. 
Çizgi roman, bir olayı veya bir öyküyü anlatan bir resim dizisidir. Anlama, kavrama ve ifadelendirme konusunda etkin bir eğitim metodudur. Çizgi roman aynı zamanda sinemanın ilk evresidir; story-board’dır. Kültür ekonomisinin önemli mihenklerindendir. Özellikle internet dünyasında yer almak adına başlama evresidir.
Çevremizi kuşatan sayısız çeşitlilikteki görsel unsur, gündelik yaşamımızın ayrılmaz bir parçasını oluşturmakta ve adeta toplumun gelişimini belirlemektedir. Her geçen gün daha da gelişen medya çağında, sözlü kültürden görsel kültüre adeta bir “Görsel Milat” ile evrilme söz konusudur .
“Aynı anda birden fazla yerde bulunma” özelliklerinden dolayı resimlerin/görsellerin gündelik yaşam içerisinde öğrenme süreçlerine, bilgi edinme süreçlerine ve estetik alımlamaya katkıları giderek daha fazla önem kazanmaktadır.
Resimler/görseller özellikle de çocukların ve gençlerin algılama alışkanlıklarında gözle görülür avantajlar sağlamaktadır. Çocuklar ve gençler, çizgi roman, televizyon, bilgisayar oyunları, videolar veya cep telefonları gibi çeşitli görsel medya araçlarıyla yetişkinlere göre daha fazla zaman geçiriyorlar. Böylece gerek sözlü, gerekse yazılı dillerine ve metin yapılarına yansıyan bir etki ortaya çıkmaktadır. Giderek daha fazla öğrencinin, bir metin oluştururken medya araçlarından edindikleri deneyimlerden yararlandıklarını ortaya koymaktadır. Çalışmalar göstermektedir ki belirli bir resim/görsel için öğrenciler tarafından oluşturulan metinlerde medya ile (örneğin belirli kişiler veya olaylar gibi) sıkı bağlar kurulduğu ortaya çıkmıştır. Bu bağlama erkek öğrencilerde, kız öğrencilere oranla iki kat daha fazla rastlanması, ayrı bir çalışmanın konusu niteliğindedir.
Çocukların ve gençlerin okul dışında akınlarca resime/görsele maruz kalmaları, görsel unsurlarla ve bunların anlamlarıyla ilgili eleştirel bir hesaplaşmayı gerekli kılmaktadır. Otomatikleşmiş ve mekanikleşmiş bir dünya algısının oluşmasını önlemek için öğrenciler, resimleri/görselleri anlamlandırmayı okulda öğrenmeli, böylelikle “eleştirel bir medya okuryazarlığı” yetisi kazanmalıdır. Görsel yazın, yani görsel iletileri anlamak, oluşturmak ve iletişim surecinde kullanmak, öğrenilmesi gereken bir süreçtir. Farklı biçimlerdeki resimler/görseller ve barındırdıkları olanaklar, derslerde de bilinçli bir şekilde kullanılmalıdır. Burada kastedilen, resimlerin derslerde yoğun olarak ele alınması ve çözümlenmesidir. Bu sürece, betimleme, sıralama, yorumlama, eleştirel yansıtma, yargılama ve kendi kendine resim oluşturma gibi tutum ve davranışlar da dahildir. Böyle bir çalışma okullarda, özellikle de anadili olarak Türkçe derslerinde, görsel okur yazarlığın geliştirilmesine katkı olması ve görsel unsurların etkili ve amaca uygun bir şekilde kullanılması için gereklidir.
Burada Türkçe derslerinin, sözlü kültürün görsel kültüre evrilmesi olgusunu nasıl ve hangi araçlarla bir kazanıma dönüştürebileceği sorusu ortaya çıkmaktadır. Dahası, öğrencilerin görsel unsurlarla sorumluluk sahibi ve eleştirel bir ilişki kurabilmeleri yönünde Türkçe derslerinin hangi katkıları sunabileceği üzerine kafa yorulmalıdır.
Özellikle 21. yüzyılda diğer ilgi çekici medya ortamları (internet, bilgisayar, oyunları, tv gibi) arasında çizgi romanların okuma alışkanlığı oluşturmadaki öncü rolü de hesaba katıldığında, metin turu olarak çizgi romanın eğitim öğretim faaliyetleri açısından önemi bir kat daha artmaktadır.
Biz bu projemizle, çizgi roman türünün birçok kullanım biçimi arasından, eğitsel boyutuyla ilgili bir kullanım biçimi de önermekteyiz. Çizgi romanın Türkçe derslerine (Tarih derslerine) ne tür katkılar sağlayabileceği, okuma ve bilgi edinme sürecini öğrenciler için daha zevkli bir sürece dönüştürmede nasıl kullanılabileceğine dair ifadelendirmelerimiz olacaktır.
Dünyadaki gelişimin bir benzeri olarak Türkiye’de de çizgi roman ilk olarak gülmece içerikli ve resimli çocuk dergilerinde, çizgi bant şeklinde görülmüştür. 1900’lerin başında fıkraların resimlendirilmesi gibi çizgi romana dahil edilmeyecek çizimler kullanılsa da gazetelerde çizgi roman sanatçılarına özel bir yer ayrılmamıştır.
Cumhuriyetin yeni kurulduğu bu dönemde dışarıdan gelecek her türlü ürüne kültürel yozlaşmaya yol açacağı düşüncesiyle sıcak bakılmamıştır . Türkiye’de çizgi romanın genel gelişimine bakıldığında çocuklar için üretimin çok az olduğu, genellikle yabancı kaynaklı çizgi romanların bu açığı kapattığı görülmektedir. Ancak, 60’lı ve 70’li yıllarda sosyo-politik gündemin de etkisiyle Türk çizgi romanı, üretim ve çeşitlilik konusunda
oldukça zenginleşmiştir.
Yaklaşık yüz yıllık geçmişiyle oldukça yeni bir anlatı biçimi olan çizgi roman, dersler için bir öğrenme materyali olarak sınırsız olanaklar sunmaktadır. Görsel malzeme olarak öğrencilere çok kısa sürede çok fazla bilgi aktarma özelliğine sahip olan çizgi roman, aynı zamanda eleştirel ve bilinçli bir görsel okuma için zemin sağlar. Özellikle okuma alışkanlığı ve okuma yetisi zayıf olan öğrenciler için daha pratik bir bilgi edinme aracıdır. Anlatı biçimi
bakımından diğer yazınsal türlere oranla daha etkin bir anlatı biçimine sahip olan çizgi romanın ders aracı olarak kullanımı pragmatik acıdan son derece yalın ve basittir.
Statik, küçük ve tekil resim panellerinden oluşan çizgi romanlar hem özgün bir metin türü olarak edebiyat ile yakın ilişki içerisindedir, hem de grafik özelliklerinden dolayı görsel medyanın bir parçasıdır. Dünyada da sayısız örneği olan ve ülkemizde Shakespeare, Dostoyevski ve Kafka gibi klasik yazarlara ait edebiyat klasiklerinin çizgi roman haline getirilerek NTV yayınları tarafından seri halinde yayımlanan “Çizgi Roman Dünya Klasikleri “, edebiyat ile çizgi romanın birleşmesine örnek olarak gösterilebilir.
Bu açıklamadan sonra diyeceklerimizi somuta indirgemek adına şöyle özetleyebiliriz. 

1.    Eğitimde tarih gibi konular çizgi roman ile işlenebilir.
2.    Özellikle çocuklarımıza rol model olarak sunacağımız isimler çizgi roman ile tanıtılınabilinir.
Zenci Musa, Malcolm X, Muhammed Ali, Aliya İzzetbegoviç, Tarık Bin Ziyad, İmam Şamil, Fahrettin Paşa, Mehmet Akif Ersoy, Kara Fatma, Nene Hatun, Sultan Alparslan, Oğuz Han, Padişahlarımız, Sultanlar, Bilim Adamlarımız gibi isimler…

Olaylar; İstanbul’un Fethi, Sarıkamış, Çanakkale, Malazgirt gibi…

Eserler; edebiyatımızın önemli yapıtları çizgi romana dönüştürülecektir.
Ayrıca bu çizimler hareketlendirilerek dijital-sesli kitaba da çevrilecektir. 
Dünyanın değişik dillerine çevrilerek dünya gençlerine de Türk-İslam Kültürünü tanıtmada ayrıca fayda sağlayacağı kuşkusuzdur. 

FEHMİ DEMİRBAĞ

YORUMLAR

  • 0 Yorum