casino siteleri slot siteleri
bahis siteleri canlı bahis siteleri
Sedat Memili
Köşe Yazarı
Sedat Memili
 

YALANCININ RESMİ VE İHSAN USTAOĞLU

Doğrusu bilinene kadar, bütün yalanlar gerçektir. Tiyatro sanatçısı Berrin Yüzereroğlu’ndan bir davet aldım. Bir tiyatro oyunu: Yalancının Resmi...  Oyun başlamadan önce sahneyi inceledim; bir park, yalnızlığı simgeleyen iki bank, acı tatlı anıları çağrıştıran kurumuş yapraklar ve hüznün solunduğu bir atmosfer. Yalnızlık kokan ve yaşlanmış hüzünlerle, geleceğe tutunan duygular… Ahmet Haşim’in “Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak” dizesi bu sahnede vücut bulmuş. Bir bankta eski gemici ve polis bir adam, oturur. Az sonra diğer banka, bir kadın oturur. Kitap okuyarak yalnızlığın saldırısına karşı koyduğu mesajı verir. Unutulmuşluk, terk edilmiş ve çağrısızlığına okuyarak direnmektedir. Adam anılarını anlatmaya başlar… Nazım Hikmet ile nasıl karşılaştığını anlatır ve O’nun “En çok Bursa cezaevinde özgürdüm” dizelerinden söz eder. Ardında Orhan veli ile tanışmalarını anlatır kadına… Kadın önce şaşkındır. Anlatılanlar gerçek midir yalan mıdır? Buna karar veremez. Ancak, Albert Einstein, Picasso ve Pavarotti ile tanışmalarını da anlatınca kadın olayları algılar. Adama, Bu gün ile yarını, hayal ile gerçeği, yaşadıkları ile yaşamak istediklerini karıştırarak anlatmaktadır. Kadın da aynı psikoloji içindedir. Karşılıklı olarak birbirlerinin yalanlarına inanarak, karşılıklı olarak yalnızlıklarına çözüm bulmuşlardır. Birbirlerinin yalanını bazen reddederek bazen de onaylayarak bir dostluk oluşturmuşlardır. Kadın, kendisine yüreğini açan, Adam’da duygularını paylaştığı birini bulmuştur. Nazım’ın dizelere yansımış direnişi, Orhan Veli’nn savruk zekası, Einstein’in içindeki çocuğun oyun özlemi, Pavarotti’nin, belki de duygularını besleyen iştahı ve Edith Piaf’ın daima uzakları ve umutsuz özlemleri yansıtan şarkısı… Böyle bir akışta bana göre muhteşem bir gösteriydi. Bütün yalnızlıkların insanları birbirini sevmesi ile son bulacağı mesajını aldığımız oyun, Erkin Koray’ın “Sevince” şarkısı ile final yapmıştır. “Sevince durma durma koş ardından / Zaman yoktur git aşkı iste ondan Sevince tüm insanlık bir başka / Durma dostum sen de yer ver aşka…” İnsana ait bütün duyguların, insanların birbirini sevmesi noktasında * Tiyatro, insana direk hitap eden bir sanattır. Bu sanat Osmanlı İmparatorluğu’nda bile değerli iken bu gün gereken önemin verilmeyişi çok düşündürücüdür. Yerel yönetimler, ses sanatçılarına yaptığı harcamaların çok daha azı ile,şehirlerinde tiyatro sanatının gelişmesine katkı koyarlar. Shakespeare tek başına İngiltere, Moliere tek başına Fransa’dır. Tarımsal üretim bir ülkenin kalkınmasında ne kadar değerliyse, zihinsel ve duygusal üretimin temeli olan sanat da o kadar değerlidir. * Yalancının Resmi Oyununun künyesi şöyle: Oyunu Mehmet Baydur yazmış… Yöneten İhsan Ustaoğlu. Müzik Direktörü: Boran Bozan. Genel Koordinatör ise Cemal ustaoğlu… Oyuncular ise İhsan Ustaoğlu ve Berrin Yüzereroğlu… *  İHSAN USTAOĞLU KİMDİR? İhsan Ustaoğlu, sanat dünyasının coşkunca akan ırmaklarındandır.  1989 yılında “Minyeli Abdullah” filmi ile sinema dünyasına adım atar ve ölümsüz eserlerde yer alır. Üç yıl önce Adana’ya yerleşir Ustaoğlu, Tiyatro Gazetesi ve ÇYDD’nin Şişli Şubesi tarafından verilen iki ödülün sahibidir. Halen Türkiye Tiyatro Tarihi’nde en çok profesyonel ekipte oynayan oyuncu olarak bilinmektedir. “Ustaoğlu Usta Oyuncular Sahnesi”ni kuran sanatçı, öncelikli olarak kendi projelerini Adana ve civarında hayata geçirmeyi hedefler ve bu proje kapsamında Mehmet Baydur’un “Yalancının Resmi” oyununu, Çukurova belediyesi’ Orhan Kemal Kültür merkezi’nde sahneye koyar. Sanatçıdan uzun uzadıya söz etmeyeceğim, sosyal medyada, rol aldığı filmler ve tiyatro oyunları listeler halinde yazılırdır. Benim de sanatına hayran olduğum sanatçılardandır.  Böyle bir oyunun ilk kez Adana’da sahnelenmesini gerçekleştiren İhsan Ustaoğlu’na ve davet etme nezaketinde bulunarak bu oyunu izlememi sağlayan Berrin Yüzereroğlu’na teşekkür ederim…
Ekleme Tarihi: 24 Ekim 2022 - Pazartesi

YALANCININ RESMİ VE İHSAN USTAOĞLU

Doğrusu bilinene kadar, bütün yalanlar gerçektir.

Tiyatro sanatçısı Berrin Yüzereroğlu’ndan bir davet aldım. Bir tiyatro oyunu: Yalancının Resmi...  Oyun başlamadan önce sahneyi inceledim; bir park, yalnızlığı simgeleyen iki bank, acı tatlı anıları çağrıştıran kurumuş yapraklar ve hüznün solunduğu bir atmosfer.

Yalnızlık kokan ve yaşlanmış hüzünlerle, geleceğe tutunan duygular…

Ahmet Haşim’in “Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak” dizesi bu sahnede vücut bulmuş.

Bir bankta eski gemici ve polis bir adam, oturur. Az sonra diğer banka, bir kadın oturur. Kitap okuyarak yalnızlığın saldırısına karşı koyduğu mesajı verir. Unutulmuşluk, terk edilmiş ve çağrısızlığına okuyarak direnmektedir.

Adam anılarını anlatmaya başlar…

Nazım Hikmet ile nasıl karşılaştığını anlatır ve O’nun “En çok Bursa cezaevinde özgürdüm” dizelerinden söz eder. Ardında Orhan veli ile tanışmalarını anlatır kadına…

Kadın önce şaşkındır. Anlatılanlar gerçek midir yalan mıdır? Buna karar veremez.

Ancak, Albert Einstein, Picasso ve Pavarotti ile tanışmalarını da anlatınca kadın olayları algılar. Adama, Bu gün ile yarını, hayal ile gerçeği, yaşadıkları ile yaşamak istediklerini karıştırarak anlatmaktadır.

Kadın da aynı psikoloji içindedir. Karşılıklı olarak birbirlerinin yalanlarına inanarak, karşılıklı olarak yalnızlıklarına çözüm bulmuşlardır. Birbirlerinin yalanını bazen reddederek bazen de onaylayarak bir dostluk oluşturmuşlardır. Kadın, kendisine yüreğini açan, Adam’da duygularını paylaştığı birini bulmuştur.

Nazım’ın dizelere yansımış direnişi, Orhan Veli’nn savruk zekası, Einstein’in içindeki çocuğun oyun özlemi, Pavarotti’nin, belki de duygularını besleyen iştahı ve Edith Piaf’ın daima uzakları ve umutsuz özlemleri yansıtan şarkısı…

Böyle bir akışta bana göre muhteşem bir gösteriydi.

Bütün yalnızlıkların insanları birbirini sevmesi ile son bulacağı mesajını aldığımız oyun, Erkin Koray’ın “Sevince” şarkısı ile final yapmıştır.

“Sevince durma durma koş ardından / Zaman yoktur git aşkı iste ondan

Sevince tüm insanlık bir başka / Durma dostum sen de yer ver aşka…”

İnsana ait bütün duyguların, insanların birbirini sevmesi noktasında

*

Tiyatro, insana direk hitap eden bir sanattır. Bu sanat Osmanlı İmparatorluğu’nda bile değerli iken bu gün gereken önemin verilmeyişi çok düşündürücüdür.

Yerel yönetimler, ses sanatçılarına yaptığı harcamaların çok daha azı ile,şehirlerinde tiyatro sanatının gelişmesine katkı koyarlar.

Shakespeare tek başına İngiltere, Moliere tek başına Fransa’dır.

Tarımsal üretim bir ülkenin kalkınmasında ne kadar değerliyse, zihinsel ve duygusal üretimin temeli olan sanat da o kadar değerlidir.

*

Yalancının Resmi Oyununun künyesi şöyle: Oyunu Mehmet Baydur yazmış… Yöneten İhsan Ustaoğlu. Müzik Direktörü: Boran Bozan. Genel Koordinatör ise Cemal ustaoğlu…

Oyuncular ise İhsan Ustaoğlu ve Berrin Yüzereroğlu…

*

 İHSAN USTAOĞLU KİMDİR?

İhsan Ustaoğlu, sanat dünyasının coşkunca akan ırmaklarındandır.  1989 yılında “Minyeli Abdullah” filmi ile sinema dünyasına adım atar ve ölümsüz eserlerde yer alır.

Üç yıl önce Adana’ya yerleşir Ustaoğlu, Tiyatro Gazetesi ve ÇYDD’nin Şişli Şubesi tarafından verilen iki ödülün sahibidir. Halen Türkiye Tiyatro Tarihi’nde en çok profesyonel ekipte oynayan oyuncu olarak bilinmektedir. “Ustaoğlu Usta Oyuncular Sahnesi”ni kuran sanatçı, öncelikli olarak kendi projelerini Adana ve civarında hayata geçirmeyi hedefler ve bu proje kapsamında Mehmet Baydur’un “Yalancının Resmi” oyununu, Çukurova belediyesi’ Orhan Kemal Kültür merkezi’nde sahneye koyar.

Sanatçıdan uzun uzadıya söz etmeyeceğim, sosyal medyada, rol aldığı filmler ve tiyatro oyunları listeler halinde yazılırdır.

Benim de sanatına hayran olduğum sanatçılardandır. 

Böyle bir oyunun ilk kez Adana’da sahnelenmesini gerçekleştiren İhsan Ustaoğlu’na ve davet etme nezaketinde bulunarak bu oyunu izlememi sağlayan Berrin Yüzereroğlu’na teşekkür ederim…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.