casino siteleri slot siteleri
bahis siteleri canlı bahis siteleri
Serpil GÜLEÇYÜZ
Köşe Yazarı
Serpil GÜLEÇYÜZ
 

KIYMET BİLMEZLİK KİMİN SUÇU?

Birçok insanın, hayatında birçok kez karşılaştığı, yaşadığı bir duygu “kıymet bilmezlik”. Birilerinin, birileri için şöyle dediğini sıkça duymuşsunuzdur. Onun için şu kadar şey yaptım, hala da yapmaya da devam ediyorum.  Peki, aldığım karşılık ne? Sadece “kıymet bilmezlik”. Kıymet bilmeyenin suçu var da, onu bu hale getirenlerin hiç mi suçu yok? Bunun nedenini bulmak için taaaa çocukluklarımıza inmek gerekir. Eğer size, çok küçük yaşlarda almanın çok değerli bir şey olmadığı, bir şeyler elde etmek için, önce bir şeyler vermeniz gerektiği öğretilmişse, siz de önce vermenin gerekliliğine inanmışsanız, ileri yaşlarda almakta çok zorlanırsınız. Hele atasözlerimiz, dini öğretilerimiz "Veren el, alan elden daha makbul", “Verdikçe azalmaz, çoğalırsınız" diyorsa, normal olarak hepimiz vermeyi abartırız. Böyle yetişmiş, vermenin, almadan daha iyi olduğuna inandırılmış insanlar hayatları boyunca alma ve verme dengesini bir türlü kuramazlar. Normal olarak almayı bilemedikleri için vermeyi de abartırlar. Onlar sevgi de alamazlar. Onlar hiç bir şey vermeden, karşılıksız sevilebileceklerine de inanamazlar. Yine de sevgi ihtiyaçlarını karşılamak için, yakınlarını, dostlarını sevgiye boğarlar. Başkalarından bir şey isterken (ki genelde isteyemezler) çok zorlanırlar. Ama kendileri başkalarının yardımına koşmada, hayatlarını güzelleştirmekte, yardım istesin, istemesin onların hayatlarına dokunmaktan, farkındalık yaratmaktan çekinmezler. Öyle çok şey sunarlar ki, bir müddet sonra, sundukları her şey görevleri haline gelir. Hiç kimse, yaptıklarınızı jest, nezaket, onlara olan sevginiz adına yaptığınızı, sizin için özveri olduğunu anlamaz, teşekkür etmedikleri gibi, sizin ihtiyacınız olduğu bir zamanda, bu seferde ben sizin için bir şeyler yapayım demez. Ayrıca yaptığınız, verdiğiniz her şey size ihanet olarak  geri döner, o güne kadar yaptığınız her şey bir anda silinir gider. Evet, birine istemediği ya da geri ödeyemeyeceği kadar vermenin sonu kıymet bilmezliktir. Etrafınıza bir bakın. Etrafınızda kıymetinizi bilmediklerine inandığınız kişiler, hak ettiklerinden çok fazlasını verdiğiniz kişiler olmasın. Kendisi de ilkeli bir Cumhuriyet öğretmeni, idolüm olan babamın sıkça kullandığı bir söz vardı. "Değeri 2.5 lira olan birine 7.5 liralık değer verirsen arada ki farkı sen ödersin".  Benim bunu çokça yaşamışlığım vardır. Şimdi etrafınıza bir bakın, o insanlar, herkesin kıymetini bilmiyorlar mı, yoksa siz vermede abarttığınız için mi sadece size bunu yapıyorlar? "Hiç bir kıymet bilmezlik, kalbinizi yardım etmek için maddi/manevi çok şeye katlandığınız insanların nankörlüğü kadar yaralamaz." H. Fielding "En çirkin, en eski ve en çok bilinen kıymet bilmezlik, çocukların ailelerine karşı gösterdikleri kıymet bilmezliktir" diyor Vaunbargus. Hiç kimseye gereğinden fazlasını yapmayın. Ne diyelim, Allah hepimizi kıymet bilmez, insanlardan korusun ve kıymet bilenlerle karşılaştırsın.  Serpil Güleçyüz 28.09.2022
Ekleme Tarihi: 26 Eylül 2022 - Pazartesi

KIYMET BİLMEZLİK KİMİN SUÇU?

Birçok insanın, hayatında birçok kez karşılaştığı, yaşadığı bir duygu “kıymet bilmezlik”.

Birilerinin, birileri için şöyle dediğini sıkça duymuşsunuzdur.

Onun için şu kadar şey yaptım, hala da yapmaya da devam ediyorum. 
Peki, aldığım karşılık ne?
Sadece “kıymet bilmezlik”.

Kıymet bilmeyenin suçu var da, onu bu hale getirenlerin hiç mi suçu yok?

Bunun nedenini bulmak için taaaa çocukluklarımıza inmek gerekir.

Eğer size, çok küçük yaşlarda almanın çok değerli bir şey olmadığı, bir şeyler elde etmek için, önce bir şeyler vermeniz gerektiği öğretilmişse, siz de önce vermenin gerekliliğine inanmışsanız, ileri yaşlarda almakta çok zorlanırsınız.

Hele atasözlerimiz, dini öğretilerimiz "Veren el, alan elden daha makbul", “Verdikçe azalmaz, çoğalırsınız" diyorsa, normal olarak hepimiz vermeyi abartırız.

Böyle yetişmiş, vermenin, almadan daha iyi olduğuna inandırılmış insanlar hayatları boyunca alma ve verme dengesini bir türlü kuramazlar.
Normal olarak almayı bilemedikleri için vermeyi de abartırlar.

Onlar sevgi de alamazlar.
Onlar hiç bir şey vermeden, karşılıksız sevilebileceklerine de inanamazlar.

Yine de sevgi ihtiyaçlarını karşılamak için, yakınlarını, dostlarını sevgiye boğarlar.

Başkalarından bir şey isterken (ki genelde isteyemezler) çok zorlanırlar.
Ama kendileri başkalarının yardımına koşmada, hayatlarını güzelleştirmekte, yardım istesin, istemesin onların hayatlarına dokunmaktan, farkındalık yaratmaktan çekinmezler.

Öyle çok şey sunarlar ki, bir müddet sonra, sundukları her şey görevleri haline gelir.

Hiç kimse, yaptıklarınızı jest, nezaket, onlara olan sevginiz adına yaptığınızı, sizin için özveri olduğunu anlamaz, teşekkür etmedikleri gibi, sizin ihtiyacınız olduğu bir zamanda, bu seferde ben sizin için bir şeyler yapayım demez.

Ayrıca yaptığınız, verdiğiniz her şey size ihanet olarak  geri döner, o güne kadar yaptığınız her şey bir anda silinir gider.

Evet, birine istemediği ya da geri ödeyemeyeceği kadar vermenin sonu kıymet bilmezliktir.

Etrafınıza bir bakın.
Etrafınızda kıymetinizi bilmediklerine inandığınız kişiler, hak ettiklerinden çok fazlasını verdiğiniz kişiler olmasın.

Kendisi de ilkeli bir Cumhuriyet öğretmeni, idolüm olan babamın sıkça kullandığı bir söz vardı.
"Değeri 2.5 lira olan birine 7.5 liralık değer verirsen arada ki farkı sen ödersin".

 Benim bunu çokça yaşamışlığım vardır.

Şimdi etrafınıza bir bakın, o insanlar, herkesin kıymetini bilmiyorlar mı, yoksa siz vermede abarttığınız için mi sadece size bunu yapıyorlar?

"Hiç bir kıymet bilmezlik, kalbinizi yardım etmek için maddi/manevi çok şeye katlandığınız insanların nankörlüğü kadar yaralamaz."
H. Fielding

"En çirkin, en eski ve en çok bilinen kıymet bilmezlik, çocukların ailelerine karşı gösterdikleri kıymet bilmezliktir" diyor Vaunbargus.

Hiç kimseye gereğinden fazlasını yapmayın.

Ne diyelim,
Allah hepimizi kıymet bilmez, insanlardan korusun ve kıymet bilenlerle karşılaştırsın. 

Serpil Güleçyüz
28.09.2022

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberege.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.