Tarafını nasıl seçersin?


HABEŞLİ BİLAL

HABEŞLİ BİLAL

14 Nisan 2018, 12:33

Suriye’de kimyasal silah var mı bilmiyorum. Ama kimyasal ve nükleer silahları olan ülkeleri biliyorum. Sivil hassasiyeti gösterenlerin öldürdükleri sivillerin rakamsal değerinin milyonlarla tanımlandığını da biliyorum. Kendisine güçlü diyen ülkelerin bu gücü ikna kabiliyetlerine borçlu olduklarının farkındayım. Güç ifade edilen değil, hissedilen ve hissettirilen bir durumdur. Amerika’nın elindeki nükleer bombalar bir güç sebebi değil, suç unsurundan başka bir şey değil. Uluslararası toplum diye adlandırılan muamma bahanesi ile bizi ikna ettikleri bu yeni dünyaya muhalefet edecek bir irade arıyor dünya. Bunu başarabilmek için mevcuda eklemlenmek yerine yok “başka” bir fikre ihtiyacı olduğuna ikna olamıyor bir türlü.

Mevcut dünya düzenini beğenmek mümkün değil. Yenisini kurmayı istemekte gayet insani. Bu yeni dünya kurma meselesi konuşarak yahut yazarak gerçekleşeceğe benzemiyor. Bilerek mümkün olabilir. Arızaları ve sebeplerini merak ederek, plan yaparak, vazgeçmeyi öğrenerek, kolay ikna olmayarak, dünyanın geri kalanını da bu değişime razı etmekle mümkün. Doğru ve gerçeğin kabul görmemesinin sebebi güç unsurlarının inisiyatifi değil! Bizim doğruyu ve gerçeği anlatma ısrarımızın zayıflığından olması muhtemel. Mutlak gücü bir gruba ait kabul etmek yenilgiyi de beraberinde getiriyor. Batı’ya karşı Suriye arasında bir seçim yapmak zorunda kalsam Suriye’yi seçerdim. -Esad’ı sevdiğimi söylemedim- Ön kabullerimiz net olmaz ise, sürekli bize yapılan tarifler için bir antidot geliştiremiyorsak sorunla sarmallaşarak üzerimize yağmaya başlıyor. Bir fikir, bir adım. Tek ihtiyacımız o. Değişmezlerimizin ne olduğuna karar vermekte geciktiğimiz sürece problemler büyümeye devam edecek gibi gözüküyor. Afganistan’da 100 çocuk öldürüldü hatırladınız mı? Amerika öldürdü. Hiroşima’yı hatırladın mı? Savaşta sivil öldürmek savaş suçuydu hani? Mahkeme nerede kuruluyor bilen var mı? Kefaret olsun diye Sırplar göstermelik mahkemelere çıktı diye hatırlıyorum. Uluslararası toplum karar verirse bir işgale belirlenen coğrafya da kimse sivil kabul edilmiyor sanırım. Irak var yanı başımızda. Toprak bütünlüğü bizim için önemli olan hani. Beşbin kişiyi öldüren zalim Saddam’ı devirmek için iki milyon insanın öldürüldüğü hani. Amerika öldürdü. Batı Afrika’da sessiz sedasız katliamlar yapmaya devam ediyor. Fransa’ya Libya sorulmadı daha. Mali sorulmadı. İsrail’e 2009 yılında Filistinlilere attığı fosfor bombasını hatırlamadı kimse. O gün bunun bir suç olduğunu dillendirmedi kimse. Tüm dünyanın gözünde cereyan eden bu hadiseler size bir şey anlatmıyor mu? Ön kabulleriniz nedir? Var mı böyle değişmezleriniz. Yoksa modernizme kurban ettiğiniz değişmezlerinizin ardından mendil sallayalı hayli uzun zaman mı oldu?

Evet. Yeni bir dünyaya ihtiyaç var. Suriye egemen güçlerin -ne demekse egemen, diğer ülkeler egemen değil mi?- yeni silahlarını deneyeceği bir yer olmak zorunda mı? Doğu Guta için üzülen hassa bünyeleriniz olası bir müdahalede ölen siviller için “gerekliydi” mi diyecek. -Esad’ı savunmadığımı bir kez daha not düştüm- kendi kendimize söylediğimiz yalanlara inanalı beri gerçeğe duyduğumuz açlık neredeyse yok mesabesinde. Dün gece Miraç Kandili idi. Kaçınız özgür Kudüs rüyası gördünüz? Neyse, tamam, girmeyeceğim bu konulara…

Bu coğrafyanın insanı, dinini İslam olarak iddiasına katan her Müslüman’ın durduğu yeri sorgulamasına olan ihtiyaç her geçen gün büyüyor. Biz karar veremediğimiz, iddiamızı ispat etmeye çalışmadığımız için dünyanın çivisi çıkıyor. Olanı görmezden gelerek olması gerekeni konuşarak hedeflerimize yaklaşmamız mümkün değil. İkisi bir arada olmalı ve biz yola çıkmış olmalıyız. Yazılacak mektuplar ise özlemle dolu olmalı. İllaki yazacaksak yola çıkmak üzere olduğumuz, nereye varacağımızı kestirmiş olduğumuz, gerekli yol hazırlığımızı yapmış bulunduğumuz okunmalı o mektupta. Gerisi yola ve gayretinize kalmış.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.