Hem iç hem de dış siyasetin gündemi çok yoğun.
Belki de tarih boyunca hiç olmadığı kadar.
Günlük bile değil artık saatlik, dakikalık değişiyor gündem.
Bu hafta ne yazacağımı düşünürken bir anda karşıma Mevlana'nın
“Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol...” sözü çıktı.
Siyasete ne kadar uygun bir söz...
Onun için bu hafta gündemi değil de gündemi belirleyen siyasetçileri yazmam gerektiğine karar verdim.
Bunca yıl izlediğim ve edindiğim kadarıyla siyasette başarının iki anahtarı var.
Biri tevazu ve samimiyetdiğeri hak bildiği yolda dimdik durabilmek...
Bu ikisi birlikte yoksa ya da daha sonra birini kaybediyorsanız siyasette başarılı olmanız mümkün değil.
Buna da en güzel örnek Osmanlı’dan aktarılan bir adettir.
Bu öyle güzel bir uygulama kibu aslında siyasetin neye göre ve nasıl yapılmasını anlatır.
Rivayet olunur ki; padişahların namaz kıldıkları Hünkar Mahfili’nin kapısı, bilerek bir insan boyundan kısa yapılırmış.
Kapının üzerinde ise iki “Vav” harfi nakşedilirmiş.
Ta ki cihanı yöneten padişah, o kapıdan her girişinde başını eğsin, kulluğunu hatırlasın, bu âlemin gerçek sahibini Rabbini unutmasın, hizmetini de buna göre yapsın …
Tevazu, sadakati ve samimiyeti temsil edermiş VAV...
O nedenle tevazu, yalnızca bireysel bir erdem değil, aynı zamanda milletle bağ kurmanın da temel yoludur.
Başını eğmesini bilen, hakkın ve hakikatin karşısında kulluğunu unutmayan siyasetçi, milletten kopmaz.
Vav ne kadar siyasetin olmazsa olmazı ise
Elif gibi dik durabilmekte siyasette olmazsa olmazdır.
Elif gibi dimdik olmak, siyasetin en zor ama en değerli sınavıdır.
Zorluklar, baskılar, iftiralar, yargısız infazlar....
Hepsi gelip geçicidir.
Ama milletin onurunu korumak, mazlumun yanında olmak,devletinbekası söz konusu olduğunda eğilip bükülmemektir.
Böyle durumlar işte o Elif gibi eğilmez bir duruş ister.
Siyasetçi, hangi makamda olursa olsun, hakkın ve hakikatin karşısında eğilmediği sürece milletin gözünde gerçek anlamda büyür.
Dik duruş, yalnızca bireysel bir karakter değil, aynı zamanda bir devlet refleksidir.
Vene günü birlik hesaplarla siyaset yapanlar ne de geçici makamlara tamah edenlerdeğil hak bildiği yoldan dönmeden ilerleyenlertarih sayfalarında yerini alırlar.
Bizim tarihimizde de Elif gibi dik ve onurlu, Vav gibi mütevazı ve samimi liderler hatırlanır.
Çünkü onlar milletin gönlüne dokunmuş, güçlerini ne koltuktan ne de makamdan almıştır.
Onlar, dik duruşlarıyla bağımsızlığı, tevazularıyla milletin sevgisini, sadakatleriyle de devletin bekasını teminat altına almışlardır.
Bugün de siyasetimiz, aynı hakikatle yüzleşmektedir.
Başını eğmesini bilenler, gerektiğinde dimdik duranlar ve sadakatten taviz vermeyenler; milletin gerçek temsilcisi olmaya devam edecektir.
Diğerleri tarihin karanlık sayfalarında kaybolup gidecektir.
Çünkü bizim siyaset anlayışımızın özü, asırlar öncesinden Yunus’un o eşsiz nefesiyle özetlenmiştir:
“Ben gelmedim dâviyüçün, benim işim seviyüçün
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim.”
